BLOGGER TEMPLATES AND TWITTER BACKGROUNDS

31 Mart 2015 Salı

Fakir Bake N Joy Waffle Makinesi Alışverişim

Kartımda bir promosyon kapsamında kazandığım ve belirli süre içinde kullanmazsam yanacak puanlar birikmişti. Ne alsam? ne alsam? diye düşünür ve hepsiburada'nın indirimli ürün sayfalarında dolaşırken Sinbo'nun krep tavasına rastladım. "Aslında krep değil de şöyle pazar kahvaltılarına bol meyveli bol çikolata soslu bir waffle hazırlayabilsem" diye düşündüm. Malum krep alelade bir yapışmaz tavada da gayet güzel pişebilen birşey. Waffle makinalarının fiyatları pek çok markada üç aşağı beş yukarı aynı. Ben zaten puanla ödeyeceğim için, fiyatından ziyade waffle'ların biçimine dikkat ederek seçim yaptım. Klasik dikdörtgen belçika waffle2ı formu veya üçgen istemiyordum. Fakir'in bu bir araya gelmiş kalplerden oluşan çiçek biçimli kalıbını görünce "işte bu!" dedim. İçinde tatlı&tuzlu waffle'lar pişirip süslemek için sabırsızlanıyorum!




Oldukça minik bir cihaz, dikey saklanabiliyor. Yapışmaz plakası hakkında bilgi vermemişler ama eminim ki teflondur, maalesef. Dikkatli kullanmak lazım. 1000 Watt gücünde, kablosu toplanabiliyor. Dijital göstergesi var ve üst gövde waffle'ın kalınlığını nasıl istiyorsanız o şekilde ayarlanabiliyor. Ben şahsen çok kalın waffle hamuru sevmem, ince tutacağım. Cihazı sadece waffle için değil kalp şeklinde minik omletçikler yapmak için de kullanacağım elbette. Ay artık evlensem de kullansam şunları! Kolileri üst üste yığ, yığ, nereye kadar!

29 Mart 2015 Pazar

Profilo Kurumax Gıda Kurutucusu

Çayın yanında kuru meyvelerden atıştırmayı çok severim. Ancak dışarıdan aldığımız kuru meyveler maalesef genellikle kimyasallar kullanılarak kurutulmuş oluyor. Fırınlanarak veya güneşte kurutulmuş olsalar bile ne derecede hijyenik koşullara maruz kaldılar, tarım ilacı veya hızla dehidre olmalarını sağlayacak kimyasallardan yararlanıldı mı bilemiyoruz. Bununla birlikte, çalışan insanlar olarak markete/pazara haftada bir gidip bir sonraki haftaya kadar idare etsin diye herşeyden fazla fazla alıyoruz. Bizim evde mesela, sürekli çürümeye yüz tutmuş birşeyler atılıyor. İşte hem mevsiminde kurutup stoklayacağım sebze- meyveler için, hem de bozulmadan müdahale edebileceğim az az kalmış dolap artıkları için düşünülmüş güzel bir cihaz keşfettim: Profilo Kurumax. Biz evde çok tarhana tüketiriz. Tarhana da kurutulurken bütün eve haftalar boyu sinecek yoğun bir koku yayar bilirsiniz. Bu cihaz hem o kokunun önüne geçebilecek, hem de kendi açtığım eriştelerle makarnaları fırınlamak yerine kurutarak da saklayabileceğim.



Aynı fonksiyonlara sahip bir ürünü Sinbo da üretmiş. Fiyat olarak daha uygun. Onda 4 tane değil 5 tane tepsi var hatta. Ve ısı derecesi ayarı da daha fazla. Ama ben Profilo'yu da kampanyada ve hediye çeki kullanarak aldığım için bana Sinbo fiyatına geldi. Ve profilo'nun parçaları makinada yıkanabiliyor, bu benim için önemliydi. Gücü de daha fazla olduğu için kurutma süresi daha kısa olacaktır diye umuyorum.

1 litre kapasitesi ve iki farklı ısı ayarı var. Biraz hacimli olsa da ben bunu zaten evime götürmeyeceğim, annemde durur ikimiz de kullanırız diye düşünüyorum, hatta yazın da yazlığa götürür, burhaniye pazarının taze pembe domatesleriyle bamyalarından bol bol kuruturum, ohhh mis:)

25 Mart 2015 Çarşamba

Bambum Alışverişlerim: Steak Servisi Ciddi Bir İştir!

Evde et, tavuk, köfte, hamburger benzeri şeylerin servisi için şık servis tahtaları istiyordum. Bu amaçla BambumStore'da bakınırken Santos isimli aslında tepsi olarak üretilmiş ama bence mükemmel steak servisi olacak olan bu yamuk yumuk şeyleri gördüm ve bayıldım:



26x15x1.5 ölçülerindeki orta boy tepsiden 2 tanesini Evrimle bana tabak olarak kullanmak üzere aldım. Ayrıca bir tane de 31.5x12x1.5 ölçülerindeki büyük boydan aldım, buna da patates kızartması, soğan halkası gibi şeyler koyarım diye düşündüm:



Bu tür servislerin yanına ahşap saplı çatal-bıçaklar yakıştığı için Yukon isimli steak servis setinden de kişilik bir takım yaptım:



Şimdi bütün bu güzelliklerin altına kırmızı beyaz büyük kareli masa örtüsü ve peçeteler arıyorum, sevgilime her yıldönümümüzde, tıpkı Berlin'de, bana evlenme teklif ettiği akşam Block House'da  Rib-eye ve T-bone Steak yediğimiz masayı canlandırabilmek için:)



23 Mart 2015 Pazartesi

Tchibo Lolipop Kek Makinesi

Evet bunu bile aldım. Evet manyağım:)


Ama düşünsenize, özellikle malum dönemlerde, durup dururken tutuluverdiğimiz "acilen tatlı bişeyler yemezse ölecek" hastalığını.. bu zımbırtı 5-8 dakikada kek pişiriyor:) Gerçi ben mikrodalgada 8 dakikada brownie de pişirebiliyorum ama evime mikrodalga fırın almayı pek düşünmüyorum. Hem bu civciv mikrodalgadan daha az yer kaplıyor (herşeye de bir bahanesi var, patalojik)

Not: Tchibo yapışmaz kaplamalı ürünlerinde Greblon kaplama tercih ediyor. Eğer mağazadan alıyorsanız azıcık uyuzluk yapıp içeriğini sorduğunuzda satıcı sizi sanki Greblon son teknoloji ürünü, doğa dostu, sağlıklı bir kaplamaymışçasına ikna etmeye çalışabilir. Ancak Greblon kaplamanın üretiminde de teflonda olduğu gibi Perflurooctanoic Acid (kısaca PFOA) ve diğer florine kimyasalları kullanılıyor. Yani en ufak çizik olsa bile, direkt çöp! Hangi markadan alırsanız, ne kadar para verirseniz verin, çizilen yapışmaz kaplamayı çöpe atmasını bilin lütfen!

Bu arada yeni moda granit tavaları pazarlarken hiç NO PTFE NO PFOA sloganını kullanmadıkları da dikkatinizi çekmiştir. Çünkü StoneSilver üretiminde de PFOA kullanılıyor. Üretimde PFOA kullanan yapışmaz kaplama üreticileri şunlar (benim bildiklerim, kesin başka da var) Stainmaster, Scotchgard, SilverStone, Fluron, Supra, Excalibur, Greblon, Xylon, Duracote, Resistal, Autograph, İlag ve T-Fal. Alacağınız ürünün kutusunu incelerseniz kaplama üreticisinin bunlardan biri olup olmadığını görebilirsiniz. Özellikle PTFE/PFOA FREE yazmadılarsa bilin ki teflon türevi satın alıyorsunuz.




5–8 dakikada 12 adet lolipop kek

Lolipop kek makinesi ile bir hamlede 12 adet kek yapabilirsiniz. Kaymaz kaplamalıdır ve bu sayede hamur yapışmaz ve kalıp kullanımdan sonra kolay bir şekilde temizlenir.

Pratik detaylar ve aksesuar

Pişirme yardımcısı kontrol lambasına sahiptir, aşırı ısınmaya karşı korumalıdır ve alt kısmı pratik kablo toparlayıcılıdır. Kullanma kılavuzu, tarif kitapçığı, soğutma ve süzme için tutucu ve 50 adet 50 adet tekrar kullanılabilen sap dahildir.

Renk:

Sarı

Ölçüler:

G x Y x D yaklaşık 21 x 12 x 25 cm
Soğutma tutucusu G x Y x D yaklaşık 20 x 3 x 15 cm
Kablo uzunluğu yaklaşık 1 m

Elektrik gücü:

Yaklaşık 1.000–1.200 Watt

22 Mart 2015 Pazar

Tchibo Alışverişleri: Kek ve Tart Kalıpları

Daha önce aldığım kek ve muffin kalıpları ihtiyacımı fazla fazla görecek olsa da ayrıca kırk yılda bir de olsa yapacağım cheesecakeler için bir kelepçeli kalıp, ayrılabilir tabanlı tart kalıbı ve ramequin kalıbı istiyordum, bu tarz kalıplar çok sık kullanılan şeyler olmadığı için de çok aşırı para harcamak istemiyordum. Neden derseniz, piyasadan edinebileceğim ayrılabilir tabanlı tart kalıpları ve kelepçeli kek kalıpları zaten ya teflon, ya da hiç hazzetmediğim seramik kaplama. O yüzden hazır uygun fiyatlı ve cicili bicilisi gelmişken, Tchibo'dan alayım dedim. Eskidiler mi atarım gider.


Bir gaflet ve dalalet anında sepete eklemiş olsam da, silikon kalıp kullanmaktan hiç hazzetmem, çünkü sonrasında temizlemesi tam bir işkence. Ama kim kalp, yıldız, çiçek, kelebek şeklinde mini kekler istemez ki? :) Yine de benimle birlikte yeni gelin evime gelmeyebilitesi çok yüksek. Her an kuzenim Ceyda'ya hediye gidebilir:)


Tartölet kalıplarını tart için değil ama  ramequin au fromage ve  quiche pişirmek için aldım. Ayrıca benim klasikleşmiş bir patates püresi yatağında kremalı parmesanlı et tarifim var, onu porsiyonluk hazırlayıp servis edebilmem açısından da işimi görecektir. 

Çift tabanlı, taşıma kapaklı ve kelepçeli bir kalıp, 28 cm çapında, aslında cheesecake ve Kaesekuchen için aldım ama pandispanyalar ve tartlar için de kullanabilirim diye düşünüyorum, kapaklı olması hoşuma gitti, fiyatı da çok uygundu.


28 cm çapında ayrılabilir tabanlı tart kalıbı bulmak zor oluyor. Ayrılabilir tabanlı kalıplar  24 cm çapında oluyor genelde, o da bana küçük geliyor, çünkü ben tartın hamurunu ince ve çıtır seviyorum, kalıp büyük olunca malzeme miktarıyla oynamaya gerek kalmadan istediğim inceliği tutturabiliyorum. Ayrılabilir taban benim için gerçekten elzem. Borcamda veya porselen tart kalıbında yapılan tartı eğet iç dolgusuyla birlikte pişirdiyseniz, elmalı tartta olduğu gibi yani, bir sunum tabağına bütün olarak aktarmak çok zor oluyor. Sırf tabanı pişirdiysen sorun yok, kalıbı ters çevirir, tabanı çıkarır sunum tabağında meyvesini jölesini vs. doldurursun ama cevizli tart, elmalı tart, kiş gibi şeyleri bir bütün halinde ve şeklini bozmadan sunum tabağına alamıyorsun, ille dilimleyip aktarmak gerekiyor yoksa parçalanıyor. Bu tür kalıplarda alttan pıt diye itiverdin mi bitti:) Çok pratik.


Bu iki oluklu kalıp ve alttaki kelepçeli kalıplar mini boy. Tahminimce bir klasik ölçülerde kek hamuru dördünü aynı anda doldurmaya yetecektir. Kahvaltı sofralarında veya iki kişilik akşamüstü çaylarında gözümüze hitap eden kekler ve cheecake'ler yapabilirim umarım. Puding şekillendirmede de işimi göreceğini düşünüyorum.


Tchibo'nun online sitesinde 150 TL'lik alışveriş yapınca aşağıdaki pralin yapma setini hediye ediyorlar. Bakalım ne çıkacak içinden, ben de merak ettim:) 




21 Mart 2015 Cumartesi

Tchibo Alışverişleri: Pastel tonlarda bir kahvaltı sofrası

Tchibo'nun temasını görür görmez alışveriş merkezine ışınlandım. Çünkü ennn ennn sevdiğim renkler olmasının yanı sıra, daha önce Paşabahçe'den aldığım kuşlu 4'lü tabak takımı ve Işıl'ın bana hediye ettiği çay fincanı takımı ile bu ürünleri kombinleyerek güzel bir sofra kurabileceğimi düşündüm. 10987654345678 tane pasta tabağım ve yumurtalığım olmasına rağmen hala bu tip şeylerden gözümü alamıyor olmamı ne yapacağız bilemiyorum ama gerçekten en büyük zevkim porselen tabak çanak almak.

Tchibo'nun porselenlerinden öyle incelik, zerafet filan beklemeyin tabii. Porselenden ziyade seramik olmaya daha yakın bir toklukta, kalınlıkta ve ağırlıktalar ama bulaşık makinesinde yıkanmaya oldukça dayanıklılar, seramikler gibi iki üç yıkamada dıştan çatlak çatlak olmaya başlamıyorlar, mikrodalgaya girebiliyorlar. 


Çiçekli tabaklar gerçekten çok hoşuma gitti.


Almanların kahvaltı bıçağı anlayışı bizimkinden biraz farklı oluyor. Onlar domatesleri -sadece cherry olanları değil orta boy salkım domatesleri de- sofraya bütün olarak getirirler. Yemek isteyen alır tabağında dilimler. Kahvaltı bıçakları o sebeple domates bıçağı gibi tırtıklı oluyor. Tereyağ kesmeye ve sürmeye de uygun bu bıçaklar. Tipleri ve renkleri hoşuma gidiyor.


Büyük müsli kaselerini domates-salatalık-biber üçlüsünü servis etmek için aldım. Takımı tamamlamak adına yaptığım bir alışveriş, yoksa GreenGate'den ve Porland'dan çok şık cornflakes&müsli kaseleri almıştım zaten. Bonus oldu bunlar.


42lü yumurtalığı ister yumurta servisi için, ister porsiyonluk reçel&bal servisi için kullanırız diye düşündüm. Hatta ikinci ihtimali daha sık gerçekleştiririz zira Evrim de ben de haşlanmış yumurtadansa omletçiyiz. Hemen yiyip tüketeceğimiz kadar bal, reçel, pekmez, tereyağı servis edebilirim bunlarla, doğrudan tabaklara koyduğumuz zaman da çok tatlı durur.


Yumurta kaşıkları olarak satılan bu plastik kaşıkları da yine reçel kaşığı olarak aldım. Bunlarla yumurta yenirse kokusu plastiğe siner ve yıkansa da geçmez gibi geliyor.


Kupa setini aslında almayacaktım, hiç ihtiyacımız da yok ama tabaklarla beraber alındığında kampanya vardı, dördü 20 liraya geliyordu. Yazlıktaki cam fincanlar çok eskidi, oraya götürürüm diye düşünerek aldım, zaten bence bu kadar cıvıl cıvıl renkler en çok yazlık kahvaltılarına yakışır:)

19 Mart 2015 Perşembe

USA Pro Line Yapışmaz Muffin Kalıbı&Ekmek Kalıbı

Çeyizimin son alışverişinden herkese merhaba! Aslında alalı epey oldu ama bloga koymak Tchibo'nun tart kalıplarını yazarken aklıma geldi. Crate&Barrel iyi ki var. Beni ebay'le amazonla filan uğraştırmadan aradığım markalara menşeindekine yakın fiyatlarla ulaştırıyor. Nordicware kalıbımı da hemen hemen Amerika fiyatına almıştım. USA Pan Pro Line'da sanki Amerika'dan dönerken valizimde getirmişim fiyatına geldi. Elbette ki Tchibo'dan aldığım kalıplara kıyasla veya herhangi bir markadan alacağım herhangi bir kalıba göre epeyce pahalılar hala ama, USA Pan markasının global fiyatlarına göre pahalı sayılmazlar. Neden bu kadar çok para harcamayı tercih ettim? Çünkü hem yapışmaz malzemeliler, hem de PTFE ve PFOA içermiyorlar. Kek pişirmede en ideal malzeme olan alüminize çelikten üretilmişler. Çok dayanıklılar, uzuuuuuun yıllar eskimeden püskümeden kullanabilirim. Bir kere para veririm, torunlarıma bile kek yaparım:) Neyse. Kek yaparken en çok kullanacağım kalıbın Heritage Bundt olduğunu düşünsem de, dilimleme ve servis dolaylığı açısından baton kalıbı da es geçemezdim. Döküm tencerem dururken bunda ekmek yapacağımı sanmıyorum ama mis kokulu kekleri içinde hayal edebiliyorum:


USA Pan Pro Line yapışmaz ekmek kalıbı, kaliteli yapısı ile ekmek pişirmek için ideal zemini sunuyor. Hava dolaşımına imkân veren, Americoat ve silikon sır kaplama, benzersiz dokulu yüzeyi ile dikkat çeken ürün, sağlam yapısı ile bükülmelere karşı dayanıklı ve paslanmaz özelliğe sahip.
USA Pan Pro Line serisine ait farklı ürün çeşitleri stoklarımızda bulunmaktadır.

  • Alüminize edilmiş çelik ve tel
  • Yapışmaz Americoat ve silikon sır kaplama
  • 230 derece kadar fırınlarda güvenlidir
  • Sadece ahşap, silikon veya plastik mutfak gereçleriyle kullanılmalıdır.
  • Pişirilen yiyecekler ekmek kalıbında iken kesilmemelidir.
  • Ekmek kalıbının ısı verimliliğinden dolayı, ilk birkaç kullanımda fırın sıcaklığı ve pişirme süresinin takip edilmesi ve gerekirse tariflerde ayarlamalar yapılması tavsiye edilmektedir.
  • Ürün, ilk kullanımdan önce, hafif bir bulaşık deterjanıyla sıcak suda elde yıkanmalıdır.
  • ABD'de üretilmiştir. 

  • Genel Ölçüler
    Genişlik: 22cmDerinlik: 11cmYükseklik: 6.9cm

Muffin kalıbını da yine aynı markadan tercih ettim. İnsanlar çılgınca silion muffin kalıbı alıyor, nasıl temizliyorsunuz onları? Tek tek elle yıkıyor musunuz allah aşkına? Çılgınlık. Tchibo'dan aldığım kelebekli kalpli çiçekli kalıba bile pişmanım neredeyse:) 


Özelliklerine gelelim bakalım:

“USA Pan Pro Line”ın kullanışlı bir parçası olan  yapışmaz muffin kalıbı ile lezzetli minik kekleri kolayca pişirebilirsiniz. İdeal hava akışını sağlayan benzersiz yüzeyli ürün, yapışmaz özelliği artıran Americoat ve silikon kaplaması sayesinde kolayca temizleniyor. Darbelere ve paslanmaya karşı dayanıklı olan ürünle tek seferde 12 muffin pişirebilirsiniz. 
Etkin ısı yalıtımı nedeniyle, ilk birkaç kullanımda fırın derecesi ve pişme süresinin sıkça kontrol edilmesini, gerekirse tarifteki pişme süresi ve sıcaklığının buna göre düzenlenmesini önemli bir not olarak belirtmek isteriz.

- Alümine çelik
- Yapışmaz Americoat ve silikon kaplama
- PTFE ve PFOA içermez.
- Derin dondurucuda ve 230 derece sıcaklığa kadar fırında kullanıma uygundur.
- Yalnızca ahşap, silikon ve plastik pişirme gereçleriyle kullanılmalıdır.
- Bıçak kullanılmamalıdır.
- Elde yıkanmalıdır. (İlk kullanımdan önce, ılık su ve deterjanla elde yıkanmalıdır.)
- ABD’de üretilmiştir.
Genel ÖlçülerGenişlik: 28cmDerinlik: 40cmYükseklik: 3.4cm


18 Mart 2015 Çarşamba

Çeyizimin Kişisel Bakım Ürünleri Vol. 4: Braun Satin Hair 7 SensoCare Saç Şekillendirici ST780

Şu an kullandığım (daha doğrusu benden çok kardeşimin kullandığı) saç düzleştiricim de Braun. Taa üniversite 2'deyken almıştım, hala taş gibi ve çok iyi iş görüyor. Fakat evlenince yeni evime götürmeyi düşünmüyorum (zaten Ezgi de ölür de vermez:) O yüzden saç kurutma makinasını alıyorken düzleştiriciyi de aradan çıkarttım. Aslında benim düzleştiriciye çok ihtiyacım olmuyor çünkü tabir-i caizse pırasa saçlıyım. Sadece bazen bad hair day'im oluyor veya bir gün önceki toplama biçimimden dolayı sevimsiz katlar oluyor saçımda, o zaman işe gitmeden şöyle bir uçlarını düzeltiveriyorum. Onun dışında düzleştirici sadece özel günlerde kullandığım birşey. Zaten siz bilmezsiniz ama günlük hayatta bakımsız paçozun tekiyimdir:) Öyle her gün saç yapayım, fön çekeyim, düzleştireyim filan hiç bana göre değil. 



  • Geliştirilmiş akıllı gösterge saçınızın sıcaklığını, sağlığını ve durumunu saniyede 20 kez analiz eder ve size bildirir.
    Nanoglide seramik plakalarla saçlarınız hasara karşı seramik plakalara oranla daha fazla korunur.

    Oynar plakalar sıradan seramik plakalardan 3 kat daha yumuşak bir şekilde kayar ve saçlarınızın sürtünmeden kaynaklı kırılmaları önlenir.
    Aktif kırılma kenarları ve soğuk uç sayesinde mükemmel ve kontrollü bukleler ve dalgalar oluşturabilirsiniz.
    120-200^C arasında istediğiniz sıcaklıkta uygulama imkanına sahipsiniz.


  • Kullanım ŞekliDüzleştirici
  • Isı Derecesi200°C Sıcaklık
  • Isınma Süresi30sn'de Isınma
  • Sıcaklık AyarıEvet/Var
  • Otomatik KapanmaEvet/Var
  • RenkSiyah
  • Işıklı Lcd EkranEvet/Var
  • İyon TeknolojisiEvet/Var
  • AksesuarlarHayır/Yok
  • 360' Dönme ÖzelliğiHayır/Yok
  • Garanti Süresi:24 Ay

16 Mart 2015 Pazartesi

Ekin Mutfakta: Kuzu Etli Terbiyeli Enginar

Her ne kadar babam dolayısıyla Artvinli sayılsam da, İzmir'de doğdum, hayatımın büyük bölümü ve çocukluğumun en önemli dönemleri İzmir'de geçti, üniversiteyi İzmir'de okudum ve annem de doğma büyüme İzmirli olduğu için, evimizde yemekler hep ege usulü pişti. Sebzelere eti bir türlü yakıştıramamam bundandır. Sebze dediğin zeytinyağlı pişer, et, ayrı bi tencerede, ayrı bir yemek olarak pişer. Etli sebze yemeklerini, özellikle yaz sebzelerinin etle pişmiş halini hiç sevmem, ziyan edilmiş gibi gelir. Etlerini seçe seçe yerim ama o bile kurtarmaz:) Herşeyi, ama herşeyi, bamyayı bile etli pişiren kayınvalidem bunu ilk duyduğunda küçük çaplı bir şok geçirmişti mesela. Benim için etle birlikte pişmesi makbul tek sebze, şevket-i bostandır. Gerisini mümkünse zeytinyağlı alayım...

Enginarın ana vatanı da İzmir! O yüzden bırakın da enginarın nasıl pişeceğine İzmirliler karar versin a dostlar! Enginar dediğin ya bol garnitürlü ekşili zeytinyağlı pişer, ya dolması yapılır, ya da bol dereotlu pilavı pişirilir. Etli enginar mı olur! Olamaz, olmamalıdır! ve fekat, öyle olmuyor o işler... Evde mümkün olsa sebzeyi ağzına sürmeyecek etçil bir kardeş, bir baba ve piyangodan çıkan bir de babaanne olunca, enginarı kendin pişirip kendin yiyorsun. O yüzden tabularımı yıkmam ve etli enginarı sevmeyi denemem gerekti. Tamamen iç sesimi dinleyerek pişirdiğim kuzu etli terbiyeli enginarsa bizim evde çok tuttu, tarifini buraya da yazmak farz oldu...

2 küçük boy veya bir büyük boy kuru soğanı incecik kıyalım. Bu aşamada arpacık soğan daha doğru bir tercih olacaktır aslında ama onu öyle kırk saat minicik minicik kim soyacak allasen? kuru soğan iyidir.

Yaklaşık 1 çay bardağı kadar zeytinyağında soğanlarımızı bir kesme şeker eşliğinde kavurmaya başlayalım. Tek bir diş sarımsağı da ezerek ekleyelim. Hepsi hafif renk alınca, bir dolu dolu kase kadar (gramajını bilemiyorum açıkçası) kuşbaşı doğranmış kuzu etini ilave ederek kavurmaya devam edelim.

Etlerin de rengi dönünce, bir çay bardağı kadar pirinç ekleyelim. Tencereye ayıklanmış ve limonlu suda beklemiş 4 ya da 5 enginar çanağını yerleştirelim. üzerini geçecek kadar kaynamış su ekleyelim, kapağını kapatıp en kısık ateşe alalım.

Enginarlarımız pişerken bir kabın içinde 1 tam limonun suyu ile bir yumurtanın sadece sarısını iyice çırpalım. İçine 3 kaşık un, 1 çay bardağı zeytinyağı, kaynamakta olan enginarın suyu ve onun sıcaklığını alması için biraz da normal su ekleyerek topak kalmayıncaya kadar çırpalım.  Ayrıca kesme tahtasında yarım demet kadar dereotunu saplarından ayırıp incecik kıyalım. Kıyılmış dereotlarını da çırpılmış terbiyemizin içine ekleyelim.

Enginarların pişip pişmediğini çatalla dürtükleyerek kontrol edelim. İstediğimiz yumuşaklığa ulaştılarsa terbiyemizi yavaş yavaş, bir yandan kaşıkla karıştıra karıştıra tencereye aktaralım. Tüm terbiye tencereye transfer olup iyice bir karıştırdıktan sonra tekrar kapağını kapatalım ve kısık ateşte 5 dakika daha pişirelim. Tuzu ve karabiberi de işte bu son aşamada ilave edelim. Daha sonra dinlenmeye bıraktığımız enginarlarımızı hafifçe  ılıyınca etleri çanakların içine alarak servis edelim.


Food styling konusunda çok başarısızım evet. Filtresiz miltresiz.



Not: en güzel yeri suyu. Ben etlerini seçe seçe yiyor, suyunu çorba gibi kaşık kaşık içiyorum. Ev halkı her yerini homini gırtlak götürüyor.

Biz Nişanlandık! Vol:5 - Nişan Yemeği, Hamdi Restaurant Eminönü, Takı Meselesi ve Ankara'nın Bağları

Nişanımıza çok fazla insan davet etmedik. Ben zaten nişan yapmaya hevesli değildim, benim çok özencim olmayınca aileler de "madem o halde güçlerimizi birleştirip güzel bir düğün yapalım, nişana fuzuli para harcamayalım" diye anlaştı. Fakat evimizin kapasitesi de bu mühim olaya muhakkak şahit olması gereken aile büyüklerini ağırlamaya yetmiyordu. O yüzden bu yemek fikri ortaya atıldı. Biz zaten çok fazla dışarıda yemek yiyen bir aileyiz. Evimize yürüme mesafesinde Ataköy Şark Sofrası isimli bir restaurant var, oranın daimi müşterisiyiz, o yüzden aklıma ilk onun bahçesi gelmişti. Ama annemle babam "her zaman gittiğimiz yer, alelade bir gün gibi de olmasın, hem orada kendimize özel bir alan ayırma imkanımız da yok, bahçe büyük, bizden başka insanlar da ağırlanacaktır" diye düşünerek reddetti. Geriye iki ihtimal kalmıştı: ya daha yine aile içindeki özel zamanlarda, kutlamalar vs. için tercih ettiğimiz Hamdi Restaurant, ya da babam üyesi olduğu için özel imkanlarından faydalanabildiğimiz Yeşilyurt Spor Kulubu. Yeşilyurt Spor Kulubunun bu iş için mükemmel özellikte denize sıfır bir teras restaurantı var aslında, orası çok şık olabilirdi ama yemekler Hamdi'deki kadar iyi olmayacaktı. Mekan mı daha iyi olsun? Yemekler mi? noktasında bir tercih yapmamız gerekecekse aile boyu dombişler olarak elbette ki lezzetten taviz vermeyecektik:)

Sonuç olarak, Hamdi'de karar kıldık. Hamdi daha önce de yazdığım gibi, daha özel zamanlarda, kutlama yapmak için, ya da ben uzun süreli bir yurtdışı seyahatinden daha geldiğimde, veya yurtdışından misafirlerim geldiğinde.. gibi özel organizasyonlarımız için tercih ettiğimiz, gele gide sahibi Hamdi Arpacı ile kanki olduğumuz gibi restauranttı ve bu kankilik sayesinde Hamdi Usta bize hem en yoğun sezonunda VİP salonlarından birini ayırdı, hem de mükemmel bir menü hazırladı ve oldukça da indirim yaptı. Restaurantın iki farklı VİP salonu var. İkisinin büyüklüğü aşağı yukarı aynı ve ikisi de yaklaşık 40 kişi kapasiteli. Bize ayarlanan salon şuydu (boşken çekilen ve teyit için Almanya'daki bana yollanan fotoğraflar, o yüzden biraz kötüler)



Bu salon alt katta olduğu için çok manzaralı sayılmaz ama yine akşam, meydandaki arabaların ve otobüslerin hiçbiri yokken ve her yer ışıl ışılken uzaktan köprünün değişen renklerini izlemek gerçekten çok güzeldi. Üst katlara çıktıkça manzara mükemmelleşiyor, biz çift fotoğraflarımızı en üst kattaki terasta çektirdik ve gerçekten çok güzel sonuçlar aldığımızı söyleyebilirim.
Bu arada masaların bu karşılıklı 2 sıra şeklindeki konumu benim tercihimdi. Bizimle beraber toplam 28 davetlimiz vardı ve bunların 11 tanesi bizim aile, 17 tanesi Evrimlerin ailesi idi.  Sadece anneanne-babaanne-dede-hala-amca-dayı-teyzeleri davet etmiştik. Bizimkiler İzmir'den ve Bursa'dan, Evriminkiler de Ankara'dan, Bursa'dan ve Sivastan geldikleri için zaten bayramdan bayrama görüşebilen akrabalar, birbirileriyle sohbet edecekleri bir ortam yaratmak daha iyi olur diye düşündük. İki ailenin halaları teyzeleri kaynaşmasa da olur sonuçta:) Bizim tarafta daha çok boş sandalye kaldığı için ve bütünlüğü de bozmamak adına kayınvalidem ve kayınpederim, Evrim, ben ve annemle babam aynı masada oturduk.
Masaların normaldeki konumu ise şöyle idi (Hamdi'nin kendi sitesinden aldığım fotoğraf)


Masalar her iki şekilde yerleştirildiğinde de, servis için veya restaurant ortamında da olsa ille bi dans etmek isteyen çiftler için geri tarafta boş bir alan mevcut. Aslında bize günler öncesinden "müzik listesi oluşturabileceğimizi veya cd getirebileceğimizi, VİP salonun ses yalıtımı olduğunu" söylediler. Ben tabii hiç üstüme alınmadım, yemek sırasında geri planda çalacak hafif müzikleri kastettiklerini zannettim ve kebap yenen bir ortamda caz çaldırmanın da komik kaçacağını düşünerek müziği mekanın işletmecisine bıraktım. Meğer adam göbek atmak istiyor muyuz, onu soruyormuş. Tabii bunu nişan yemeği başladıktan sonra bana değil kayınvalideme sormalarıyla, onun da Evrim'in 4 yaşındaki yeğeni Erk'in favori şarkısı "Ankara'nın bağları, büklüm büklüm yolları şarkısını çalın" demesiyle öğrendim. Elit elit yemeğimizi yerken birden gümbür gümbür Seymen FM çalmaya başladı (e gaziantep yemekleri restoranında ankara havası cd'si ne arasın, adamlar radyo açmış tabii) ve Evrim'in bütün akrabaları kalkıp oynamaya başladı! Hemen gelip beni de kaldırmaya çalıştılar, ben de "yok ya ben oynamam, Evrim oynasın" dedim. Bunu derken  ağır abi sevgilimin bugüne kadar birlikte teşrif ettiğimiz hiçbir düğünde ben bir elimde mendil, kendimi oradan oraya atarken bile kalkıp iki gıdım salınmamış olmasına güveniyordum. "Evrim çoktan kalktı" dediler! Ana, bi baktım benimki açmış kollarını, Erkle karşılıklı omuz oynatıyor! Bi elinde tespih sallaması eksik!  Hemen kalktım hışımla, ama bunun zaten kapı gıcırtısına oynayan bir tip olmamla alakası yok sayın okuyucu, bir Edirne Roman olsun, Çiftetelli, Atabarı, Hele hele Entepli olsun... her daim başım gözüm üstüne ama Ankara Havası ne? Elvan Dalton muyum ben? sırf o Evrim Efendiye gözlerimi belertip kötü kötü bakmak için kalktım yeminlen. Ama aynı anda ohhh yandan yandan kıvırtırken pek etkili olamadım bittabi. Neyse ki ikinci şarkıya geçilemeden aklım başıma geldi, arkada dikilen garsona attığım 3 numaralı öldürücü bakışımla müziği kapattırdım ve efendi efendi yemeğimize geri döndük. 

(Aşırı aşırısı profesyonel paint dokunuşu benim eserim. Blogda kendi fotoğraflarımızı paylaşmayı pek tercih etmiyorum normalde. Ama bu anı ölümsüzleştirmek istedim nedense)

Yemekler, tek kelimeyle muhteşemdi. Hamdi'nin yemekleri her zaman çok güzel ama o gece bizim için ayrıca özenmişlerdi. Yemekleri önceden Evrimle benim en sevdiğim yemeklerden seçerek menü şeklinde hazırlatmıştık. İçkiyi alacarte  yaptık ki herkes istediğini, istediği kadar içsin. Şu an yemekleri tam hatırlamıyorum ama ordövr tabağı hazırlatmadık. Onun yerine masalara her 4 kişiye bir tabak düşecek şekilde çiğköfte, gavurdağı salata, antep peyniri, patlıcan söğürme, yoğurtlu şakşuka, bir iki başka hatırlamadığım meze koydurduk.   Önden herkesin tabağına fındık lahmacun, içli köfte, kuru dolma geldi. Arada bişey daha yedik onu hatırlamıyorum. Ciğer güveç de mi geldi sanki  masalara? Tam net değil çünkü biz o sırdada tek tek gezip herkesi öpüp sohbet ettiğimizden Evrimle ben yemeklerimizi en son, soğuduktan sonra yiyebildik, hatta masada ne kaldıysa onu yedik de diyebilirim:P Doyan var, doymayan var, seçen var, her yerini yemeyen var diyerek ana yemekleri yani karışık ızgara ve kebapları tabaklara porsiyon şeklinde değil, her dört kişiye bir tepsi şeklinde büyük tepsilerle servis ettirdik. Herkes tabaklarına aldı. O kısım dehşet başarılıydı. Kuzu şişlerin ve fıstıklı kebapların tadı hala damağımda:) Bu yemeklerin üzerine pasta hiç gitmeyecekti. O yüzden pastayı evde kestik ve yemeğin üstüne Hamdi'nin enfes kaymaklı katmerinden söyledik, sıcak sıcak kapışıldı. Ayrıca kendi ikramları olarak da baklava ve meyve tabakları getirdiler.. Gecenin sonunda herkes göbeklerini ovalıyordu. Hepimiz çılgın gibi yemiştik gerçekten, benim bile nişan elbisemden göbeğim pörtlüyordu, Evrim kemerini açtı filan:) 

Salonda sadece biz ve bize servis yapan garsonlar olduğu için adeta evde gibiydik. Evde istemede sadece benim tektaşımla sıra taşım takılmıştı, nişan yüzükleri orada takıldı. Evrim ille yüzüklerimizi büyük dayısı taksın istiyordu. Baştan ben "ne münasebet, nişan yüzüklerini kız tarafının büyüğü takar, dedem takacak" buyurmuştum da annem "deden çok heyecanlanır, zaten kalp hastası adam, strese sokmayalım" demişti. Evde istenirken de baktım adamcağız zangır zangır titriyor, tamam dedim, Evrim'in istediği gibi olsun. İyi ki de öyle olmuş, bir buçuk ay önce Caner Dayımızı ani bir şekilde kaybettik maalesef, onunla son anımız bizim için yaptığı nişan konuşması oldu, aklımızda hep o takım elbiseli, traşlı, jilet gibi haliyle kaldı, allah rahmet eylesin.

Nişan takıları konusunda kayınvalidemler çok anlayışlı davrandılar sağolsunlar. Ben önceden ince ince Evrim'i işlemiştim, kendi takılarımı kendim seçmek istediğim hususunda. Benim babamın çok yakın bir arkadaşı aynı zamanda pırlanta imalatçısı olan ünlü bir kuyumcunun sahibi. Ne zaman takı almak istesek ona gideriz, o bizim istediklerimizi özel olarak yapar ve maliyetine çok yakın bir fiyattan verir. Evrimle bu konuyu konuşmuş ve sürpriz yapıcam ayağına kendi kendine tektaş almaya kalkıp kazıklanmamasını tembihlemiştim. O yüzden nişana oldukça uzak sayılacak bir tarihte tektaşımın ve sırataşımın taşlarını seçmek ve sipariş vermek üzere oraya gittiğimizde, Evrim'in annesi  ve babası "Madem Ekin de beğendiği takıları seçsin, sipariş verin" demişler. Sağolsunlar, çok makbule geçti gerçekten, bu sayede tam istediğim gibi birşeyi, onların bütçesini aşmadan, ve aynısını dışarıda bir kuyumcuda mal edecekleri bütçenin çok çok altına, bana özel olarak yaptırma şansımız oldu. Annemle babamın takacaklarını da o gün orada seçip sipariş vermiştim. Sonra ben Almanya'ya gittim malum, siparişler teslim edilince annemler de takıları bankaya kasaya götürmüşler. Kayınvalidemle kayınpederim yazık, bana aldıkları hediyeleri ilk defa nişan günü, üzerime takarken görebildiler:) Hatta hediyeleşmeler bitip masaya oturduktan uzun bir süre kayınpederim elimi eline alıp "yaa nasıl bir yüzükmüş şu, ben göremedim" diye uzun uzun incelemişti de çok gülmüştüm:) (zira tektaş konusu epey maceralı hale getirmiştim. ille yuvarlak kesim bir taş, ve  rose renkli, yassı ve 6 ayaklı, yuvarlak montürlü bir yüzük diye tutturmuştum. Sırataşta da özel tercihlerim vardı:) Ama en son ortaya çıkan sonuç o kadar tatmin ediciydi ki, imalatçı çok beğenmiş ve 20 set daha yapmış satmak üzere:) Gerçi aldık da ne oldu? Banka kasasında kilitli duruyorlar hala, günlük hayatta sadece alyansımı ve Evrim'in bana ilk maaşıyla aldığı damla şeklinde bir pırlanta yüzüğüm var, onu takıyorum. Bazı sabahlar ellerim çok şişmiş uyanıyorum alyansım sıkıyor, o zaman da kayınvalidemin ilk bayramımızda armağan ettiği, kendi nişanından kalma özel bir yüzüğü var, onu takıyorum. Bazen hiçbirisini takmıyorum. Bazen Welch'den aldığım çelik bir alyansım var onu takıyorum:) Ayran gönüllüyüm anlayacağınız. Bence tektaş ve sırataş hiç rahat şeyler değil,  toplu taşımada tedirginlik yaratıyor, sokaklarda gaspa maruz kalıcam diye ödümü kopartıyor, çıkıntı durduğu için her yere çarpıyor ve benim gibi spor giyinen, 1.57 boyunda, 49 kiloluk insanların elinde annesininkini takmış gibi duruyor. Artık evlendikten sonra takarım:)

Nişana kalmış 2-3 gün, Evrim durdu durdu o soruyu sordu: "Biz davetiye bastırdık mı?" Alllah allah, alt tarafı 28 kişi çağırmışım, restaurantın adını, adresini vermişim, niye davetiye bastırayım deli miyim neyim:) Ama anladım ki saklayacak bişey verelim istiyor. Çok saçma bulduğumdan nişan hediyeliği de yaptırmamıştım çünkü (çünkü benim bildiğim o dediğiniz nikahta olur pek sevgili gelin adayları, nişan hediyeliğini nereden çıkarttınız bilmem! al işte sizden görmüş benim sevgilim de özeniyor! diye epeyce bi de söylendim) Aklıma İbeking'den aldığım ve çekmeceleri yerleştirirken elime geçip duran kart setleri geldi. Hemen çıkarttım bir tanesini, başladım tek tek yazmaya:


Tombiş görünce hem çok memnun oldu, hem de neden Evrim'i Ekin'den önce yazmışım? Hiç centilmen değilmişim, önce kadınların ismi yazılırmış diye beni iğneledi:)


Bütün bunların dışında, nişanımız tam istediğim gibi, tam hayal ettiğim gibi geçti. Bildiğim kadarıyla herkes, 4 yaşındaki Erk'ten 86 yaşındaki babaanneme kadar herkes herşeyden çok memnun kaldı. Herkes birbiriyle sohbet etti ve çok eğlendi. Yemekler de çok güzeldi. Biz de tek tek herkesin yanına gidip biraz oturup sohbet ederek tebriklerini kabul ettik. Herkesle fotoğraf çektirdik. Güzel anılar bıraktık geride. Velhasıl-ı kelam,  salonda büyük nişan yapmak istemeyen, ama evinde de kalabalıkları ağırlayabilecek ortamı olmayanlara bu yöntemi şiddetle tavsiye ederim. İsteme bile burada olsa olurmuş. Hamdi Restaurant ise çok çok iyi bir seçim olmuş. Bizi gerçekten mest ettiler. Buradan tekrar teşekkür ediyorum kendilerine:)



15 Mart 2015 Pazar

Çeyizimin en kıymetli bebeği: Delonghi ECO310-V Espresso Makinesi (Hemi de mor!)

"Kahve makinası alsam m?" "Almasam mı?" diye düşünmekten bıkmıştım.  Onunla göz göze geldiğimiz ilk anda "işte bu!" dedim... Kalbimden vurulmuştum. Özelliklerine bile bakmadım, almam 10 saniye filan sürdü:)

Elbette ki özelliklerine zaten bildiğimden bakmamıştım:) İcona vintage serisinin azur mavi kettle ve ekmek kızartma makinasını aldığımda aynı renkte kahve makinasını da alırsam mutfagımın çok maviye boğulacağını düşünmüştüm. Hali hazırda yatağımın bazasında stokladığım moka potlar ve french pressler bize kahve makinasının eksikliğini pek de hissettirmeyecekti zaten. Tezgah üstünde kahve makinası koyacak kadar yer kalıp kalmayacağını da bilemiyorum sonuçta, eğer varsa bile o yeri çoktan pembiş Festy Mix'ime rezerve ettim zaten:) O yüzden açıkçası, aklımda kahve makinası almak filan yoktu. Kahve makinasız evlensek de olurdu:)

Fakat Delonghi'nin bu tatlı lacivert-mor rengi ürettiğini gördüğümde "tamam!" dedim, hem pembe standlı mikserimle, hem de bebek mavisi kettle'ımla uyacak renk işte bu! mutfağa da sığmazsa sığmasın, götürür çalışma odasına koyarım, zaten kahve çalışırken lazım!" (öyle de rasyonelimdir)




Bu cihazı tercih etmemin en büyük sebebi rengi ise de, ikinci en büyük sebebi cappuccino sisteminin olması. Bardak ısıtma ve süt köpürtme fonksiyonları var. Hem kapsül ile hem de öğütülmüş kahve ile çalışabiliyor (piyasada kapsülsüz de çalışabilen makine bulmak ne zor arayan bilir!) Tabii ki öğütülmüş kahve ile yapılan espresso ve köpüklü kahveler daha lezzetli olur. Ben zaten sıcak suyun plastiğe teması noktasında kapsül kahve kullanımından endişeliyim.  O yüzden daha çok kapsülsüz kullanacağımı sanıyorum.Yarı otomatik bir makine ve kullanımı oldukça kolay, bloglarda okuduğum hemen hemen tüm yorumlar olumlu, herkes aldığına memnun. Dişe dokunur bir şikayet ya da eleştiriye rastlamadım. Almadan önce Delonghi'nin internet sayfasından kullanım klavuzunu detaylıca okudum ve çok karmaşık gelmedi açıkçası.

En kısa zamanda bir de kahve öğütücü almak istiyorum. Bizim evde Krups'ın klasik metal aksamlı öğütücülerinden var ama ben İsviçre'de kullandığım öğütücü gibi ezerek öğüten modellerden bir tane istiyorum. Bilen varsa önerilere açığım. 


Ürün özellikleri şu şekilde:

- Özel yüksek kalite mor tasarım ve krom detaylar
- Transparan ve çıkarılabilir su haznesi (kapasite: 1,4 l.)
- Kendini çalıştırma özelliğine sahip sistemi ile her zaman kullanıma hazırdır.
- 'Cappuccino Sistemi' : buharı, havayı ve sütü karıştırarak zengin ve lezzetli bir köpük sunar.
- Bu kahve makinesi öğütülmüş kahve veya ' Kolay Esspresso' metodu ile kullanılabilir.
- Açık veya kapalı olduğunu gösteren ışıklar
- Buhar ve su derecesinin kontrolü için 2 farklı termostat
- Bardak ısıtma yeri
- Buhar ayarı 
- Çıkarılabilir damlatma tepsisi
- Damlatma önleyici sistem

Teknik Özellikler
GÜÇ
1100 W
KAHVE FİLTRESİ
1 veya 2 fincan için kahve filteleri
ÇIKARTILABİLİR SU TANKI
Var
FİNCAN ISITICISI
Var
KOLAY EXPRESSO PAKETİ
Var
DAMLAMA ÖNLEYİCİ SİSTEM
Var
CAPPUCCİNO SİSTEMİ
Var
ON/OFF GÖSTERGE IŞIĞI
Var
SU DEPOSU
1,4L su deposu
AÇMA/KAPAMA DÜĞMESİ
Var
BASINÇ DEĞERİ
15 bar basınç
GARANTİ
2 Yıl Garanti

13 Mart 2015 Cuma

Çeyizimin Ütüsü: Philips GC8650/80 PerfectCare Aqua Basınçlı 2400W Buhar Kazanlı Ütü

Çocukken bir defa ütüden yanmışım. Hatırlamıyorum ama kendimi bildim bileli ütüden deli gibi korkarım. 27 yaşıma geldim evde bir tek havlu, yastık kılıfı ütülemişliğim yoktur. (Buna rağmen arsız gibi herşeyimi de ütülü isterim, nevresimleri bile ütülü sererim) Benden umudu kesmiş olan Evrim de kendi ütüsünü kendi yapmayı öğrendi. İşe giydiği gömleklerini pantolonlarını idare edecek kadar ütüleyebiliyor. Bu tabloda kalıp dünya para verip buhar kazanlı ütü almış olmam dünyanın en saçma şeyi gibi gözükebilir ama evlenince dünyanın en muhteşem ütü yapıcısı annem yanımızda olmayacak maalesef. Şimdiki gibi evde sürekli yardımcımız olabileceğini de zannetmiyorum zira ben annemin kazandığının 3'te birini ancak kazanıyorum. O yüzden iş başa düşecek Ekin! dedim kendi kendime ve korkunun ecele faydası yok! Eşşek gibi öğreneceksin ütüyü! (Bu satırları okuyan sevgilim Evrim! heyecana kapılma sakın çünkü senin takım elbiselerle gömlekler her halukarda kuru temizlemecide ütülenecek, o kadar da değil!)

Evrim şu anki evine taşındığında babamlar yeni ev hediyesi olarak orta halli klasik bir ütü hediye etmişlerdi ona, evlenince de kullanmaya devam edeceğimiz muhakkak, ama annem işimi kolaylaştırması ve zorlu ütüleri daha kısa sürede yapabilmem için buhar kazanlı ütülerden de almamı söylemişti. Anne sözü dinlerim:) Forumlarda ve bloglarda yaptığım aramalarda önerilen modelleri not aldım ve sonuçta aşağıdaki ütüyü satın almaya karar verdim.



Görüntüsü oldukça şık, bar basıncı da oldukça yüksek. Umarım kullanımı da kolay olur, aldığıma pişman olmam, memnuniyetle kullanırız müstakbel evimizde.

Buhar basıncı En fazla 6,2 bar
Kireç temizleme solüsyonu: Kolay kireç giderme
Kireç temizleme hatırlatıcısı: Evet
Sürekli buhar çıkışı: 120 g/dk
Şok buhar :330 g
Teknik Spesifikasyonlar:
Hızlı ve güçlü kırışıklık giderme özelliği
Taban: T-ionicGlide
Akıllı Çip Teknolojisi: Evet
Buhar çıkışı: Evet
Dikey buhar: Evet
Buhar basıncı: En fazla 6,2 bar
Sivri buhar ucu: Evet
Güç: 2400 W
Şok buhar: 330 g
Sürekli buhar çıkışı: 120 g/dk
Kullanım kolaylığı
Su haznesi kapasitesi: 2500 ml
Su doldurma ve boşaltma: Ekstra geniş doldurma deliği
Her zaman doldurulabilme özelliği: Evet
Isınma süresi: 2 dk
Otomatik kapanma: Evet
Saklama çözümü: Taşıma kilidi
Hortum saklama: Hortum saklama bölmesi
Hortum uzunluğu: 1,7 m
Her kumaş için güvenlidir: İpek gibi hassas kumaşlar için bile
Su seviyesi düşük alarmı: evet
Güç kablosu uzunluğu: 1,8 m
Sürdürülebilirlik
ECO ayarı: 30% enerji tasarrufu
Kireç önleme
Musluk suyu kullanılabilir: Evet
Kireç temizleme solüsyonu: Kolay kireç giderme
Kireç temizleme hatırlatıcısı: Evet
Teknik spesifikasyonlar
Ütü ağırlığı: 1 kg
Ütü + taban ağırlığı: 4,5 kg
Ürün boyutları: 36,2 x 27 x 26,3 cm