BLOGGER TEMPLATES AND TWITTER BACKGROUNDS

10 Mart 2015 Salı

Biz Nişanlandık! Vol.3: Evde İsteme, Fotoğraf, Çeyiz Sandığı ve Nişan Pastası

Daha önce de yazdığım gibi, bizim ailelerimiz hali hazırda tanışıyor ve görüşüyor olduğundan, nişan bizim ailenin yaşlıları için yaptığımız bir organizasyondu (iyi ki de öyle yapmışız, bir kaç ay içinde yüzüklerimizi takan Caner Dayımızı kaybettik maalesef. Ben oldum bittim organizasyon meraklısı bir kız olmamışımdır, bu konuda da pek bir özencim yoktu, hiç "bir gün nişanım olursa" filan diye hayal de kurmamıştım açıkçası. Zaten nişandan önceki iki ay Almanya'daydım biliyorsunuz, o yüzden topu annemle babama attım kaçtım da diyebiliriz:) Kayınvalidemler önce evde nişan yapalım istediler. Fakat benim için ihtimal dahilinde bile değildi 20-30 kişinin eve tıkışması, gerçekten en nefret ettiğim görüntülerden biridir, bir kaç ay önce yakın arkadaşlarımdan birinin evdeki nişanına teşrif etmiştik Evrimle birlikte, aman yarabbim o ne kaostu, o ne anti-estetik bir görüntüydü, ne büyük gürültü kirliliğiydi! Zaten ne ben, ne babam kalabalık ortamlarda duramayız, daral gelir, annem de "ben o kadar insana hizmet edemem" dedi. Tabii misafirlerimize öyle demedik hehe:) Evimizin koltuk kapasitesi sınırlı dedik, salonumuz küçük, ek sandalye koyma imkanımız da yok dedik, sadece çekirdek aileler (anne-baba-kardeşler) isteme olsun, oradan hep beraber yemeğe geçelim, geniş ailelerle yemek yiyelim diye anlaştık. Benim aklıma en çok yatan nişan fikri de buydu açıkçası. Gerçi anlaştığımız gibi olmadı sonuçta, çünkü İzmir'den gelen anneannem ve dedem bizde kaldıkları için evdelerdi mecburen, o ikisi olunca Bursa'dan gelen babaannem de gelsin madem dedik, babaannem halamlarda kaldığı için onu getirirken iki halamla eniştem de gelmiş oldu. Planladığıma göre çok daha kalabalık olduk yani.  Evde toplam  14 kişiydik, iki de fotoğrafçımız vardı, 16 kişi, bir daha nişanlanıyor olsam sadece çekirdek aile konusunda daha ısrarcı olurum sanırım:) Çünkü bizim evimiz gerçekten çooook küçük.

Bu arada fotoğraflarımızı Selim Kaboğlu çekti. Eşi Reyhan zaten benim arkadaşım olduğundan ikisi beraber geldiler. Biz abuk subuk akseuarlarla poz verilmiş, birimiz yere birimiz göğe bakan, hülyalı gözlerle uzakları süzdüğümüz şimdilerde pek revaçta olan nişan fotoğraflarından istemiyorduk. Zaten ikimiz de çok ciddi insanlarız ama bilhassa Evrim, fotoğraf çekicez diye eline şemsiye tutuşturmaya çalışan fotoğrafçıyı o şemsiyenin sapıyla dövebilecek tıynette:) O yüzden biz baştan talebimizi iletmiş, bizi çok fazla poz vermeye zorlamayacakları şekilde, sanki evdeki bir misafirmiş gibi davranmalarını istediğimizi, doğal akışı fotoğraflamalarını, en az bizim kadar ailelerimizi de çekmelerini istediğimizi belirtmiştik. Bütün gün bizim yanımızda oldular, karı-koca önce evde ailecek, sonra Yeşilköy'de Rönepark'ta çift olarak, en son da Hamdi Restaurantta geniş aile olarak fotoğraflarımızı çektiler ve gece bitene kadar da yanımızda oldular. Hatta en son artık evlerine dönmek üzere vedalaşıp ayrıldıktan 5 dakika sonra aradılar ve "Eminönü meydanı bomboş, hadi inin birkaç kare de burada çekelim, güzel çıkar" dediler, bir tur da orada çekim yaptık:)  Sonuçta oldukça doğal, gerçekten "biz" gibi fotoğraflar çıkmış ortaya, çok memnun kaldık. İlgilenenler facebook sayfasından iletişime geçebilirler kendisiyle.



Biz Evrimle bohça yerine valiz almak hususunda anlaşmış ve hatta valiz de almıştık ama kayınvalidemin içine sinmemiş, bana sürpriz olarak küçük bir sandık yaptırmış. Bu sandığın bir de yavrusu var takıları koymak için. Çiçekleri de ben seçtim. Evrim annesinin klasik gül buketi yaptıracağını söyleyince hemen müdahale ettim:) Sadece beyaz çiçeklerden oluşan bir çiçek istediğimi söyledim, lilyumlu, güllü, şakayıklı bir buket yaptırmışlar. Gerçi sonra biz bu çiçeği suya koymayı unuttuk:) Öylece yemek masasının üstünde kalakalmış garibim, hatta 2 gün filan kaldı, sonra da buketi olduğu gibi kuruttum zaten, şu an odamda duvarda asılı. Sandığın üzerindeki gümüş şekerlik de yine kayınvalidemin jestlerinden. "Gümüş tepsi istemiyorum, ben tepsimi aldım zaten" deyince "gümüşsüz olmaz, adettendir" demiş ve gümüş şekerlikle ayna-tarak takımı yaptırmış benim için. (Aynayla tarağa bayıldım! Fotoğrafını çekmemişiz sandığın içinde geldiği için, belki bir ara çeker koyarım) Yine kendi seçtiğim nişan çikolatalarımın:P bir kısmı bu şekerliğin içinde, bir kısmı da sandığın yavrusu olan küçük sandıkta geldi.


Pelit'ten benim elbisemin renginde kaplaması olan fındıklı çikolatalardan almıştık. Sanırım 2 kilo kadar aldık. Aslında yarım kilosu evde ikram etmek için yeterliydi ama hem yemekte diğer akrabalarımıza ikram ettik, hem de Evrim ve ben daha sonra iş yerlerimizde çalışma arkadaşlarımıza ikram ettik. Babam bile katiplerine götürdü galiba. Ancak yetti o yüzden.



Evden yemeğe geçileceği için pek fazla ikram yapmadık. Hatta inanın şu an ne ikram ettiğimizi de pek hatırlamıyorum.Çayın yanına su böreği, kıymalı börek, yaprak sarma vardı sanki, pasta kestik zaten, başka birşey var mıydı? Hatırlamıyorum gerçekten:) Salondaki masaya herhangi bir hazırlık yapmadık, tabakları ve ikramlıkları mutfakta tuttuk, tabakları hazırlayıp öyle götürdük içeri. Çünkü salondaki masa zaten cama yapıştırılmış vaziyetteydi ve önünde de kardeşimin odasından getirdiğimiz çekyat vardı maalesef. Nefret ediyorum işte, köy evi gibi, saçma salak hallere girmeye ne gerek var? Bence isteme toptan kalkmalı zaten:)
Masadaki lavanta keseleri ne alaka hiçbir fikrim yok. Ne öyle birşey alındığını gördüm, ne de kimseye verildiğini:)



Pasta meselesi de epey olaylı geçti:) Yemekte zaten en son katmer ve baklava ikram edileceği için pastayı evde keselim diye konuşmuştuk. Eve yakın bir Pelit var, Evrimle beraber pasta seçmeye gittik. Önce bize hep klasik şeker hamuru süslemeli pastalardan gösterdiler. Ben şeker hamurunu ağzıma sürmem, Evrim de hiç sevmez. Evde de hep yaşlılar olacağı için pasta kabul görmeyecekti. Benim Pelitteki favori pastam muzlu, çilekli fındıklı pastadır.  Hep ondan alırım. Yine ondan söyleyelim madem dedik. Ama normalde o pastanın üzeri beyaz çikolata rendesiyle süslenmiş geliyor, ben onu da pek sevmiyorum. Adamlara not aldırdım, üzerinin süslemesini de meyveyle yapın diye. Neyse, ödedik parasını, geldik eve. Nişan günü saat birde teslim ettiler. Ben de ne hikmetse hiç açıp bakmadım kapağını. Nasıl bir güven duyuyorsam Pelit'e:) Pasta kesileceği zaman ortaya çıkardık, bir de ne görelim, her zaman yuvarlak olan pasta kare! Üstelik bizim seçtiğimiz boyutta değil, daha büyük! Üstelik üzerinde çilek ve muz değil, envai çeşit meyve var! İlk anda içi de böyle ananaslı, kivili midir? Diye tırssak da allahtan içi muzlu çilekli fındıklı çıktı:) Herkese dev dilimler kesmemize rağmen pasta bitmedi ve sonraki 2 gün filan yemeye devam ettik:)

-devam edecek-



4 yorum:

  1. Çok eğlendim okurken devamını dört gözle bekliyorum.Biz de çift olarak böyle tantanalı,kalabalık şeylere hiç gelemiyoruz.Hatta planımız isteme,söz,nişan vs. ne varsa hepsi bir arada olsun çıksın yönündeydi.Aileler de tamam deyince çok rahatladık ;)Bu arada evde nişan sonra dışarda yemek fikrine de bayıldım,gündeme getireceğim bunu da ;))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kalabalıksanız çok iyi oluyor, hem salonda nişan yapmak kadar masraflı değil, hem akrabalar dışındakileri çağırmayınca insanlar neden çağırmadınız diye küsemiyor, hem de çay servisini sen değil garson yapıyor:)

      Sil
  2. Yavaştan mekan bakmaya başlayayım ben o zaman ;)))

    YanıtlaSil
  3. Sandığınız nerden yaa benim için çok çok önemli aynısından istiyorım

    YanıtlaSil