BLOGGER TEMPLATES AND TWITTER BACKGROUNDS

23 Haziran 2016 Perşembe

Kahvaltı Sofrası - Geceden Sofra Hazırlama Sanatı:)

Kahvaltıya misafir ağırlamanın tek kötü tarafı, sabah olunca iki ayağınızın bir pabuca girmesi. Hele de benim gibi uykusuna düşkün ve zor uyanan biriyseniz:) Ama ikramları hazırlamak da bir o kadar kolay ve zahmetsiz. Kahvaltı neticede:) Ben genellikle kahvaltıya misafir çağırdığımda soframı geceden kurup bırakıyorum, ikramlıklarımın dolapta bekleyecek kısmını da direkt sunum kaplarına koyup streçleyerek sabah sofraya getirmeye hazır bir şekilde kaldırıyorum. Sabaha daha az işim oluyor.

Soframızın geceden hazırlanmış boş hali (kek fanusunun kapağını kapattım tabii)


Bu fotoğrafı instagramda paylaştığımda herkes çılgınca kek kalıbımı sordu. Şu yazımda paylaştığım Nordicware Heritage Bundt kalıbım, aşırı aşırısı memnunum.

Sabahki genel görünümümüz:


Bir önceki postta tarifini verdiğim börekler, hellim peyniri ve sucukları bu katlı servis zımbırtısına koydum. Kullandıktan sonra söküp bulaşık makinesinde yıkadım.


Yine 2 çifttik, fazla abartmadım. Böreklerin bir kısmını peynirli sarmıştım, onları ayrı bir tabakla köşeye aldım, iki renkli kek pişirdim, son dakika güzel bir omlet yapıp tabaklara paylaştırdım. Nutellanın önünde duran üzerine çikolata sos dökülmüş muz dilimleri anlaşılamaz biçimde kapış kapış gitti. Bir daha hiçbir misafire reçel çıkarmamaya karar verdim. Bugüne kadar kurduğum hiçbir sofrada reçellere el sürülmedi, sanırım halkımız reçel yemiyor (ben dahil).


Bu kahvaltı&pasta takımını tanıyanlar olacaktır, Bernardo'nun çok klasik bir modeli. Benim çeyizime alınan ilk parçadır, ilk çıktığı zaman çok orjnal bulmuştuk, babam almıştı. Ama maalesef hiç memnun değilim. Çünkü mint yeşili kısımları saten görünümlü bir tür boya ile boyanmış ve o kısımda çatal bıçak izleri oluştu daha 2 kullanımda. Almayı düşünen varsa almasın bence.

21 Haziran 2016 Salı

Brunch Sofrası - Öğlen Vakti Misafir Ağırlamak

Geçenlerde karşıda oturan arkadaşlarımı evimize davet ettim. Deniz otobüsüyle geçecekleri için, son deniz otobüsü de akşam sekizde olduğundan akşam yemeğine gelmek istemediler. Kahvaltı için de çok erken yola düşmeleri gerekecek diye düşünüp programımızı saat 12- 13 sularında hafif bir brunch gibi düşünerek yaptık. İyi ki de öyle yapmışız. Evde yemeklerimizi yiyip çayımızı içtikten sonra hep beraber Yeşilköy sahilinde bir yürüyüş yaptık, İstasyon Caddesinde kahvelerimizi içtik ve arkadaşlarımızı deniz otobüsüne bıraktık. 

Soframızın genel görünümü:


Sadece 4 kişiydik o yüzden herşeyi küçük porsiyonlarla hazırladım. Buna rağmen artanlar oldu, ertesi gün kahvaltıda yedik:)


Yarım ölçüyle muzlu magnolia, çikolatalı kek, bol yeşillikli ekşili kinoa salatası, fava, humus (bir önceki misafire yapmış, bu arkadaşlar için saklama kaplarıyla ayırmıştım iki gün önceden), kıymalı börek, çikolata kaplı çilekler hazırlamıştım. Ortaya klasik kahvaltılıklardan çıkarttık, evrim de simit ve poğaça almıştı arkadaşlarımızı deniz otobüsünde beklerken.



Bu börekleri çok kişiye ikram ettim ve şu ana kadar herkes bayıldı. İç malzeme olarak iki büyükçe soğanı bir kesme şekerle beraber zeytinyağda kavuruyorum, yarım kilo kıyma, tuz, karabiber ilave edip pişiriyorum. Altını kapatınca içine bir bardak iri kıyım dövülmüş ceviz içi koyuyorum. Sonra yufkaları sigara böreği saracak gibi kesiyorum. Tek kat yufkayı içine azıcık yağ&yumurta beyazı&miniminnacık kefir karışımı sürüp bol içle sarıyorum. En üstlerine yumurta sarısı sürüp yallah fırına. Çıtır çıtır ve çok lezzetli oluyor. 


Muzlu Magnolia ve Çikolatalı Kek tarifleri Damyskitchen'dan. Magnolia'nın değişik bir olayı yok, herhangi bir tarif, ama çikolatalı keki denemenizi şiddetle tavsiye ederim. İçi yumuşacık ve nemli, dışını zaten çikolata ile kaplıyorsunuz, kapış kapış gitti valla. Ben ertesi günkü bir gece dolapta bekleyip soğumuş halini daha da çok beğendim.


Kekin çikolata sosu fazla gelince yıkanmış taze çilekleri batırıp çikolatalı çilek yaptım. Tek rakibim Godiva!



15 Mayıs 2016 Pazar

Düğün Müzik Listemiz

Düğünümüzde misafirler gelmeye başladıktan nikaha kadar geçen sürede çalması için trio ayarlamıştık. Ben aslında yan flüt, keman ve gitar seçmiştim ancak yan flütçü yerine akordeoncu göndermişler:) Düğünün o kısmına şahit olamadım ancak sonradan videodan izleyince gayet başarılı buldum. Nikah sonrası biz masaları gezerken canlı müzik için orkestra ile anlaşmıştık. Bir kadın bir erkek iki vokalist benim daha önceden verdiğim liste üzerinden seçecekleri parçaları söyleyeceklerdi. Kadın vokalde sıkıntı yoktu, ancak erkek vokal maalesef tamamen kafasına göre, benim verdiğim repertuar listesi ile alakası olmayan şarkıları söylemeyi tercih etti ve en son beni çıldırtan pique'ini yaptı: dünyanın en ama en iğrenç  şarkısı olan "ilanı aşk ediyorum benimle evlenir misin" i söylemeye başladı ve bizi anonsa ederek zorla dansa kalkmak zorunda bıraktı!!! bu davranışının ödülü (!) olarak da tarafımca süresi dolmadan sahneden indirilerek düğün ortamından uzaklaştırıldı:) Maalesef bu her düğün sahibinin başına geliyormuş, organizasyon şirketi baştan size herşeyin mükemmel olacağını iddia ediyor, ancak düğün anında pek çok aksilikle karşılaşıyorsunuz ve o mutlu anlarda huzursuzluk çıkmasın istediğiniz için tepki vermiyorsunuz. Ama benim gibi çemkirik bir gelinseniz derhal organizasyon ekibinin en yetkilisini gelin odasına çağırıp tazminat davası açmakla da tehdit edebilirsiniz. Düğünün geri kalanında herhangi bir aksaklıkla karşılaşmayacağınıza emin olabilirsiniz:)

Orkestra sonrası dj'le devam edecek şekilde anlaşmıştık, orkestranın erken inmesi sonucu dj'e beklediğinden uzun bir iş düştü. neyse ki ben playlist'i önceden fazlasıyla geniş ayarlamış, dj'e istediği gibi sıraya sokma ve sürenin yetmediği noktada istediği şarkıları eleme yetkisi vermiştim. Benim listem dışından tek bir şarkı bile çalmama ve asla ama asla istek parça almama hususunda da sıkı sıkı tembihlemiştim. Mutlaka çalmasını istediğimiz veya öncesinde anons edilmesini istediğim şarkılarla da ilgili özel olarak uyarmıştım. Dj bize sıkıntı yaşatmadı çok şükür:) İlgilenenler olabileceğini düşünerek listeyi yayımlıyorum.

Giriş müziği: Fanfare Ciocarlia - Moliendo Cafe
İlk Dans: Andrea Bocelli - Can't Help Falling in Love
Nikah Sonrası Şahitlerle Fotoğraf Çektirirken: Frank Sinatra- Love And Marriage
Misafirlerin ilk dansı için slow parça: Demet Evgar - Farketmeden
Pasta şarkısı: Model- Pandalar
Pasta sonrası Slow: Lou Reed – Perfect Day
İkinci slow: Guillaume Grand – Toi et Moi

DJ Listesi:
  1. Sezen Aksu – Kaçın Kurası
  2. Sezen Aksu – Onu Alma Beni Al
  3. Sezen Aksu - Rakkas
  4. Sezen Aksu – Çakkıdı
  5. Tarkan – Şımarık
  6. Tarkan – Hüp
  7. Tarkan- Kuzu Kuzu
  8. Gökçe – Tuttu Fırlattı
  9. Aydilge – Aşka Gel
  10. Aydilge – Yine Ben Aşık Oldum
  11. Hadise – Deli Oğlan
  12. Atiye – Salla
  13. Serdar Ortaç- Dansöz
  14. Candan Erçetin- Sevdim Sevilmedim
  15. Candan Erçetin- Vay Halime
  16. Simge – Miş Miş
  17. Özlem Türkad – Olmaz Olsun
  18. Şevval Sam – Yalnız Kullar
  19. Metin Arolat – Psikoloji
  20. Metin Arolat – Dert Değil
  21. Berkay  - İzmirli
  22. Aydın Kurtoğlu – Köle
  23. Aydın Kurtoğlu – Hayırlı Günler
  24. Hande Yener – Sana Kırmızı Çok Yakışıyor
  25. Fatih Ürek – Hadi
  26. Rober Hatemo- Senden Çok Var
  27. Yaşar- Masal
  28. Özgün- Konu Senden Açılınca
  29. Özgün – Sadece Arkadaşız
  30. Rachid Taha – Ya Rayah
  31. Ata Demirer – Karaçalı
  32. Ata Demirer- Bu Fasulya Yedi Buçuk Lira
  33. Suzan Kardeş – Yarım Hava Çalsana
  34. Suzan Kardeş – Roka Mandolina
  35. Suzan Kardeş – Sendeki Kaşlar
  36. Suzan Kardeş – Çal Para
  37.  Suzan Kardeş – Bashal Bashal
  38. Kardeş Türküler – Şukar Şukar
  39. Kardeş Türküler -  Gel Bize Keriz Edelim 
  40. Kardeş Türküler -  Yanıyorum
  41. Sümer Ezgü – Hüdayda
  42. Sümer Ezgü – Şeker Oğlan
  43. Sümer Ezgü – Cemilem
  44. Sümer Ezgü – Lingo Lingo Şişeler
  45. Ankaranın Bağları
  46. Harmandalı 
  47. Atabarı 
  48. Ankara Misket
  49. Kasap Havası
  50. Damat Halayı 

1 Mayıs 2016 Pazar

Yeni Evlinin Mutfak Denemeleri Vol. 2 #ekinmutfakta

Bu hafta evimizde çok fazla zaman geçirmedik. Sofra kurduğumuz zamanlarda fotoğraflarını çekmeye çalıştım. 

 

Çalışan insanların haftaiçi kahvaltıları çok hızlı olur genelde. Ama benim illa waffle makinamı denemem lazımdı:) Hamurunu geceden hazırlayıp dolaba koydum. Tarif için İdil Tatati'nin youtube'daki waffle videosundan faydalandım. Fazladan bir yumurta ekledim.


Waffle makinası seçerken plakaların şekline önem vermiştim eski postlarımı hatırlayan olduysa. Fakir marka waffle makinem böyle çiçek şeklinde pişiriyor. Çiçekleri yapraklarına ayırınca bir sürü kalbiniz oluyor :)


Pis tabağımın kusuruna bakmayacaksınız artık:)



Geçen hafta sonu tatile gittiğimiz için market alışverişi yapamamıştık, o yüzden hafta içi yemeklik pek bişey yoktu. Artıklardan kurduğum bir akşam yemeği sofrasından bu kare. İçinde roka ve domatesten başka birşey olmayan salata baş köşede:)



Dolapta bir büyük kereviz, iki orta boy havuç ve bir büyük patates kalmıştı. Doğrayıp düdüklüde azıcık suyla pişirdim. Üzerine ince kıyılmış dereotlu ve sarımsaklı yoğurt döktüm. en üstte de tereyağda kızdırılmış pulbiber ve nane:) Ekinin uyduruk tarifleri diye hashtag mi açsam naapsam:) Kereviz yemeyene kereviz kakalatır bu tarif! 


Sabahları uyanmakta çok zorlandığım için ertesi gün kahvaltı edeceksek tabak çanakları geceden masaya yerleştirip uyuyorum. Hatta omlet yapacaksam yumurtasını çırpıp malzemelerini ekleyip kapaklı bir saklama kabıyla dolaba kaldırıyorum, sabah sadece tavayı kızdırıp içine dökmesi kalıyor.


Bu limonlu bulut keki kahvaltıda ekmek olmadığı için geceden yapmıştım:) Tarifi yurtdışından aldığım bir kitaptan uyguladım. Çok lezzetli, çok pofuduk, yumuşacık oldu. Aslında tarifte tereyağı vardı, ama ben verilen gramajda hindistancevizi yağı kullandım. Çok lezzetli oldu gerçekten, sanırım bundan sonra hindistancevizi yağını daha sık kullanacağım hamur işlerinde.



Kekimin içi de şu şekilde gözüküyordu:


Ellerime sağlık bence:)

27 Nisan 2016 Çarşamba

Mutfak Dolaplarımın Düzeni - Kiler Dolaplarım- Erzak Saklama ve Tupperware Oval Seri


Evimizde küçücük bir kilerimiz var. Benim mutfak eşyalarım haddinden fazla olduğu için kiler dolaplarının büyük kısmını mutfağa sığmayan çanak çömleklerime ayırdım, hal böyle olunca kuru erzaklarımın tümünü bir şekilde bu fotoğrafta gördüğünüz iki rafa sığıştırmam gerekti. Hem yerleştirirken düzenli durması, hem de kullanımın pratik olması açısından Tupperware'in Oval Seri erzak saklama kaplarını, Weck'in ve Bormioli Rocco'nun kavanoz&şişelerini kullanarak düzenimi sağlamaya çalıştım.


Weck'in bu kavanozları gerçekten mükemmel bir icat! Tchibo'dan boy boy almıştım. Hem yıkaması, hem açıp kapatması çok pratik, kesinlikle hava, nem, börtü böcük gibi şeyleri içine almıyor.


Şişe formlu olanları güya smoothie sunumu için kullanacaktım, ama kinoa'larımı, chia tohumlarımı ve amaranthus'larımı saklamak için daha pratik olduklarına karar verdim:) Elle kavraması ve ziyan etmeden, etrafa saçmadan dökmesi kolay oluyor.


Bendekiler 500 ml'lik boyları.


Bormioli Rocco'nun bu 1 litrelik şişelerini ise toz şeker, esmer şeker ve yulaf kepeği gibi genellikle bardakla ölçtüğüm şeyleri saklamak için kullandım.


Kuru bakliyatlarda Tupperware'in oval serisini kullanıyorum. Bu serinin 2 versiyonu var. Kırmızı ve ileri-geri hareket eden kapaklara sahip versiyonu daha yeni olan versiyonu.


Kapaklar aynı zamanda birer ölçü kaşığı. Her ne kadar kullanım açısından pratik bulsam da ben sanırım açmalı kapamalı kapakları olan eski lacivert seriyi daha çok seviyorum ve daha kullanışlı buluyorum.


Eski lacivert seride çok amaçlı sürahi diye bir ürün var, onu da toz şekerlik yaptım:) Etrafı şekere bulamadan ölçü kabına şeker dökmek açısından çok işime yarıyor. Mutfakta gayet sakar bir insanımdır zira:)


Lacivert  serinin kapakları bu şekilde iki yönlü açılabiliyor. Alacaksanız bunlardan alın bence:)




25 Nisan 2016 Pazartesi

Yeni Evlinin Mutfak Denemeleri #ekinmutfakta

Mutfak kariyerime başlarken kendime sürekli zor hedefler seçiyorum:) İnsan aldığı bütün çeyizleri tek tek denemek istiyor, benim de derdim Crate&Barrel'dan aldığım bu ekmek kalıbını kullanacak fırsatı yaratmaktı. Göz kararı ölçülerle, beyaz un ve yulaf kepeğini karıştırarak ekmek yaptım.


Ekmek yapımında deneyimli sayılırım, İsviçre'de okurken de sık sık kendi ekmeğimi evde kendim yapardım. O yüzden sonuç beni üzmedi, çok lezzetli bir ekmek çıktı ortaya, yarısını sıcakken krem peynir ve balla yedik, yarısını annemlere götürdük, babam ve kardeşim de bayıldı ekmeğe. Pofidik, yumuşacık, süt kokan bir ekmekti.


Cheesecake denemelerim de tüm hızıyla sürmekte! Şef Duygu Tuğcu'nun New York Cheesecake tarifini labnenin yarısını süzme peynir ile değiştirerek ve kremanın içine minik doğranmış muz karıştırarak uyguladım. Sonuç şahaneydi. Alman arkadaşlarım tarifini bile istedi.


Kitchen İn Red blogunun klasik çilekli yaz keki tarifini uyguladım. Yaptığım tek değişiklik beyaz un kullanmak yerine fındıklı kekunu kullanmak oldu. İlk başta kabuğunun çok sert -adeta acıbadem kurabiyesi gibi- olduğunu görünce yapamadım diye çok endişelendim. Ama özelliği buymuş, dışı kıtır, içi çileklerin suyunu çekmiş yumuşacık ve nemli bir kek desem değil, turta desem değil... çıkıyor ortaya, mutlaka deneyin derim. Tarifin güzel yanı içinde hiç yağ olmaması:)


Bir başka sefer Özgenin Oltası blogunun muzlu muffin tarifini denedim. Tarifte değişiklik olarak hiç şeker kullanmadım, ayrıca kalıpların kenarına birer ince çilek dilimi sıkıştırdım, kahvaltıda isviçre'den getirdiğim vanilyalı kestane püresi ile beraber yedik, çok ama çok lezzetliydi.


Bahsi geçen vanilyalı kestane kreması/püresi de bu arkadaş:) Bonne Maman ürünleri satan gurmemarketlerde ısrarla arayın, bulursanız kaçırmayın, yedikçe beni anın:)


Bir başka gün fırında sebzeli tavuk kalça yaptım. Tavuk kalçanın marinasyonu için internette bulduğum hardallı bir tarif kullandım. Ben ki tavuk hiç sevmem, yalana yalana yedim:) Yanındaki de kefir! Kefiri yemeklerin yanında ayran gibi tüketmeyi çok seviyoruz. Favorimiz Atatürk Orman Çiftliğinin kefiri.


Kahvaltıda pizza omlet denedim. Bu çok basit omleti yapmak için biraz kışlık domates konservesini azıcık kavrulmuş yeşil köy biberi ile beraber zeytinyağda pişirdim, biraz fokurdayınca tavaya sucuk dilimlerini düzgünce yerleştirdim, sucukların piştiğine kanaat getirince üzerine çırpılmış yumurtaları döktüm, baharatlarını (toz kırmızı biber, karabiber, nane, kekik ve tuz) ilave edip kapağını biraz kapattım, pişmesine yakın kapağı açıp dilimlenmiş mozarella peynirlerini yerleştirdim ve yine kapağı kapalı olarak peynirler eriyene kadar pişirdim. Voila! Evrim hayatında yediği en lezzetli omlet/yumurta olduğunu söyledi. 


Ben büyün bunları pişirirken Evrim Şef de boş durmadı, bir pazar akşamı bize güzel bir somon ziyafeti hazırladı. Somona en çok tatlı patates ve balkabağını yakıştırıyorum. Ve evet, iki kişi bir kilo somonu bitirebiliyoruz:) Dobişlik suç mu kardeşim:)))



Elimden geldiğince ve vaktim olduğunca cicili bicli sofralar kurmaya çalışıyorum. Bunları genelde instagram'da #ekinleevriminevi ve #ekininbalkonu hashtagleriyle paylaşıyorum.


Bu arada kendime türk kahvesini sevdirme çabalarım devam ediyor! evlendiğimden beri hiç granül kahve (nescafe) içmedim. Evde kahve makinamız olduğu için sıkıntı yok ama dışarda veya okuldaysam da ya sütlü filtre kahve, ya da türk kahvesi tüketmeye çalışıyorum. 


Bu postumu sevdiniz mi? Devamını çekip çekmemekte kararsızım, insanın yediğini içtiğini paylaşması ayıp bişeymiş gibi geliyor ama marifetlerimi de başka nasıl göstereceğim şekerim:))










4 Nisan 2016 Pazartesi

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu yorumlarım

Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.

İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz gülebiliyorum.

Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içeriyor. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekeleri %100’e kadar etkin biçimde çıkarıp ve bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmamızı sağlıyor.

Performansına gerçekten çok şaşırdım. Etkisi inanılmaz! İlk kullanımdan itibaren bile diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini farkediyorsunuz. Keskin nane tadıyla ferahlığı sağlıyor, böylece uzun süre ferah bir nefese de sahip oluyorsunuz. Beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş mineme hiç bir zarar vermediğini bilmek de çok güzel.

Procter and Gamble’ın tüm dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana ile Türkiye’de de raflarda yerini aldı. Denediğinizde bana hak vereceksiniz:) Kullanmadan kesinlikle inanmazdım, deneyince etkisini gördüm ve mükemmel sonuç aldım.

Tam bir bakım sağlamak için aynı ailenin Oral-B 3D White Luxe ağız bakım suyunu da kullanıyorum. O da diş macunu ve fırçasının ulaşamadığı alanlardaki lekeleri bile çıkararak uzun süre, keskin bir ferahlık sağlıyor.

Unutmadan küçük bir not ekleyeyim; P&G ve İpana ürün performansına o kadar güveniyor ki, memnun kalmazsanız paranızın 2 katını iade ediyor. Bu nedenle beyazlatıcı etkisini kendiniz de görün diye bence gerçekten denemeniz gereken bir ürün.

Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!

P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım.  
http://www.agizbakimuzmani.com/

#ipanaperfection  #gülüşünügöster

İçerik Kaynak: http://kokoshgirl.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=B7MDJzarokU

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

22 Mart 2016 Salı

Misafir Ağırlamaca: Peynir Fondü


Evrimin en yakın arkadaşlarından biri bize düğün hediyesi niyetine beğendiğimiz televizyonu satın aldı. Biz de bu nazik jestine karşılık kendisini evimizde ağırlayarak hoşluk yapmak istedik. Tabii henüz evlenmediğimiz ve evde yaşamaya da başlamadığımızdan, fazla malzeme gerektirmeyen ve pratik hazırlanan fondü imdadımıza yetişti. Ben son Lausanne ziyaretimde bir sürü peynir stoklamıştım. Bugün yine geçen seferki gibi mantarlı bir fondü hazırlamak istedik, mantarın yanı sıra klasik gruyere peyniri, beyaz şarap, sarımsak ve muskat kullandık. Çok başarılıydı, 3 kişi 6 porsiyon fondü yedik:) Peynire batırmak için küçük porsiyonlarda kornişon turşu, gümüşi soğan turşusu, haşlanmış minik patates,cherry domates, salam ve pastırmayı servis tabaklarına yerleştirdim, arkada görünen koca sepet ise dilimlenmiş tam tahıllı baget ekmek. Normalde fondü ile beyaz şarap içmeyi tercih ederiz ama bu sefer nişanlım ve arkadaşım bira içtiler, ben araba kullanacağım için su ile yetinmek durumunda kaldım. Neyse napalım! Düğün öncesi yüklediğim kalorileri ise hiç karıştırmayalım:))

Masaya örttüğüm örtüleri ilk defa bugün paketlerinden çıkardım, arkadaşımız beklediğimizden erken geldiği için de öncesinde ütüleme fırsatım olmadı. Kendime not: bu hafta çekmecelerdeki bütün örtülerini ütüle ve öyle yerleştir::) Neyse, böyle böyle öğreneceğim inşallah ev hanımlığını.Alttaki beyaz dertsiz örtüyü English Home'dan, üstteki keten runner ve kare örtüyü ise Özdilekten almıştım. Fondü caquelon'u Staub, tabaklar ve kaseler Refikadan. Bira bardaklarını Paşabahçe'den almıştık ama normalde su bardağı olarak kullanıyoruz aslında. Standart boy su bardakları bizi kesmiyor:) Tel sepeti meyvelik gibi kullanmak için almıştım, kestiğim bagetler ekmek sepetime sığmayınca bugünlük ekmeklik oluverdi:) Sepet ve değirmenler Porland. Ben kalp Porland:)

20 Mart 2016 Pazar

Brownie Cheesecake Denemesi


Geçenlerde alışveriş yazısını paylaştığım 20 cm'lik kelepçeli kalıbımla ilk deneyim Mutfak Sırları blogunun yazarı Nilay Tulum'un paylaştığı Brownie Cheesecake oldu. Cheesecake'i yaparken mutfak tartısı kulandım ve verilen ölçülere gramı gramına uydum. Peynir olarak Pınar Beyaz kullandım, 165 dk alt üst yanan fansız fırında 50 dakikada pişti ve üzeri kızardı. Bir gece buzdolabında beklettim, sonuç: harika. Tutturamama ihtimaliniz yok diyebilirim.



Gelgelelim, bir sonraki sefere dikkat etmek istediğim noktalar yok değil. İlk olarak, kelepçeli kalıp sızdırma yaparsa diye etrafına aluminyum folyo sarmıştım. Alttaki brownie harcı çok yoğun olduğu için sızdırma yapmadı, hiç gerek yokmuş. ama kelepçeli tabanı yerleştirirken araya yağlı kağıt serseydim iyiymiş. Bisküvili tabanlardan farklı olarak çikolata dolgu taban maalesef kalıbın tabanına çok yapışıyor, çokça yağlamış olduğum halde kestiğim dilimleri tabandan ayırmakta zorlandım. Kendime not: bir dahaki sefere yağlı kağıt kullanılacak!

İkinci olaraksa, cheesecake'in baskın tadı çikolata. Zaten hazırlayınca göreceksiniz, kalıbın 2/3'si çikolatalı kısım, 1/3'i peynirli kısım. Ben sanırım çikolatalı/oreolu/ brownie'li cheesecake'lerde baskın tadın peynirli kısım olmasından daha çok hoşlanıyorum. Eşit yoğunluğa da razıyım. Ama çikolata tadı çok baskın olunca cheesecake yiyormuş gibi hissetmiyorum. Bu nedenle aynı tarifi bir sonraki sefere ölçülerinde değişiklik yaparak uygulamaya karar verdim. Sanırım peynirli kısmı üçte biri kadar arttırıp çikolatalı kısmı üçte bir oranında azaltacağım.

Mevcut ölçüler 20 cm'lik kalıba tam geldi. Tam pastane/cafe boy, yüksek, dolgun cheesecake'lerim oldu. İki misafirime ikram ettim, ikisinden de tam not aldı.

Çikolata olarak ben Eti Karam'ın %70 bitter'ini kullanmıştım. Bir dahaki sefere portakallı bitter ile deneyeceğim. Tahminimce çok yakışır bu tarife.

Cheesecake kısmına vanilin yerine Dr. Oetker'in minik tüplerde satılan sıvı vanilya aromasından koydum. Hem mis gibi koktu, hem de vaniline göre çok daha yoğun bir lezzet verdi, oldukça memnun kaldım.



9 Mart 2016 Çarşamba

Kesme tahtası değil adeta uzay mekiği: Epicurean

Daha önce Zwilling'den iki boy kesme tahtası almıştım hatırlarsınız. Etleri kesmek için bulaşık makinasına girebilen polipropilen veya polietilen bir kesme tahtası daha alacağımı da yazmıştım. Hah, işte tam da o tahtayı almaya gitmişken, Crate&Barrel'dan elimde bambaşka birşeyle çıktım: Epicurean wood fiber kesme tahtası ile!

Maşallah kendisinin 10 parmağında 10 marifet... Sürdürebilir ormancılık mahsülü çevre dostu Epicurean markası, kesme tahtası üretimlerinde ağaç lifi ve reçine kullanıyormuş. Bu sayede gözeneksiz ve mikrop tutmayan bir yüzey elde etmeyi başarmışlar. Ürünün üzerinde bulaşık makinasında yıkanabileceği, derin dondurucuya girebileceği, 165 dereceye kadar sıcaklığa dayanabileceği, bıçakları köreltmeyeceği, bükülüp çatlamayacağı... yazıyor da yazıyor! Etkilenmemek elde değil...

Fotoğraftaki boy fırıncı küreği tarzı versiyonu %50 indirimde olunca almadan edemedim. Performansını beğenmezsem servis amaçlı da kullanabilirim diye düşündüm. Umarım vaatlerini yerine getirir, bir kaç ay içinde buraya memnuniyet güncellemesi de yazarım.

7 Mart 2016 Pazartesi

Balayı Alışverişleri- Seyahat Boyu Elektronikler

Balayı alışverişi diye başlık attım ancak aslında bu iki ürünü daha ziyade uzun süreli yurtdışı seyahatlerimiz için aldım. Tatillerde kaldığımız otellerde saç kurutma makinası oluyor, gerekirse ütüleme servisinden de ücretine mukabil yararlanabiliyoruz ancak bir kaç aylık yurtdışı seyahatlerimizde hem valiz kapasitemiz hem de bütçemiz kısıtlı olduğundan eli yüzü düzgün giyinebilmek için bir sehayat ütüsüne, ıslak saçlarla dolanmamak için de bir katlanabilir saç kurutma makinasına ihtiyaç duyuyorum. Balayı öncesi tedarik etme sebebimse balayında birden fazla lokasyon planımzı var, valizleri bir kaç defa aç kapa yapacağız ve benim akşam yemekleri için koyduğum şık elbiselerle Evrimin gömlekleri paçoza dönecek büyük ihtimal.


 Saç kurutma makinası ararken en büyük arzum kuvvetli bir cihaz olmasıydı. Hali hazırda kullandığım seyahat tipi saç kurutma makinam 1100 watt, saçlarımı kurutmak çok zamanımı alıyor, fön değilse bile fırçayla şöyle bir şekil vermekte dahi zorlanıyorum. Katlanabilir olanlarda bulduğum en güçlü makina 1600 watt ile bu Braun Satin Hair 3 HD350 oldu, kaptım o yüzden. Bu arada seyahat tipi elektronik cihaz alacaksanız çoklu voltaj özelliği bulunup bulunmadığına dikkat etmeniz gerekiyor. Yurtdışındaki prizlerden geçen akım ülkemizdekinden farklı olabilir, kullanmanız güvenli olmayabilir veya tam performans alamayabilirsiniz cihazınızdan.

Zaten ufak tefek olan cihaz, katlanıp iyice küçülebiliyor. Benim gibi mümkün olduğunca az sayıda valiz/çanta ile seyahat etmeye çalışanlar için ideal.

Seyahat ütüsü hususunda fazla araştırma yapmam gerekmedi, .çünkü valizde ütü taşımak tipik Türk adeti sayılmadığından yurdumuzda ürün gamı çok çeşitli değil. Arzum'un bu minicik ütüsünü diğerlerinden farklı kılan çift voltajlı olmasıydı benim için, tabanı paslanmaz çelik, dikey buhar verebiliyor (kıyafetleri askıdan indirmeden şöyle bir buhar tutup kırışıklarını açmak açısından önemli bir özellik), bit kadar, 40 ml'cik bir su tankı bile var:) Oldukça da uygun fiyatlı.









Beyaz ve Sağlıklı Dişlere Kavuşmanın En Pratik 5 yolu

Bugün hayalinizdeki beyaz ve sağlıklı dişlere en pratik şekilde kavuşma yollarını paylaşacağım. İşte dişlerimi korumamı sağlayan ve rahatça gülümseme nedenim 5 diş temizleme pratiğim :)

Beyaz ve Sağlıklı Dişlere Kavuşmanın En Pratik 5 yolu

1. Rutinlerinize Uyun
Hayatta en önemli şey sanırım sizin için iyi olan ne varsa alışkanlık haline getirmek. Spor yapmak, sağlıklı beslenmek gibi aslında kişinin kendisine bakması ve temizliğine dikkat etmesi de önemli. İşte bu yüzden diş temizliği rutinlerinizi belirleyin ve ona uyun.
Her sabah ve gece yatmadan önce dişlerinizi mutlaka fırçalayın! Bu alışkanlığınızı halen kazanamadıysanız bugün zaman kaybetmeden kendiniz ve diş sağlığınız için büyük karar verebilirsiniz.

2. Size Uyanı bulun!
Nasıl ki giydiğiniz kıyafetler tarzınızı yansımadığında kendinizi o kıyafetin içinde yabancı gibi hissediyorsunuz, aslında kişisel bakımlarınız da öyle. Diş ve diş ati yapınıza en uygun fırçayı bularak diş temizliğinizi daha verimli yapabilirsiniz.

3. Kendinize Zaman ayrın!
Bir şeyi yapıyor olmak kadar onu doğru sürede ve doğru şekilde yapmak da çok önemli. Özensiz bir biçimde yaptığınız hiçbir şey tam olmayacaktır. O yüzden dişlerinize ve kendinize zaman ayırın. Bu zamanı doğru fırçalama teknikleriyle yaparsanız emin olun kısa sürede farkı siz de fark edeceksiniz.

4. Bazı Ayrılıklar Çok Güzel!
Vedalar ve ayrılıklar hep can yakar ama aslında bazı ayrılıklar size çok iyi gelebilir :) Nasıl mı? 3 ayda bir diş fırçanızla vedalaşın ve hijyen açısından önemli bu değişikliği bir alışkanlık haline getirin.

5. Yol Arkadaşınızı İyi Seçin!
Geldik en önemli maddeye. Diş fırçanızı seçtiniz, kendinize zaman ayırdınız, her şeyi tam yaptınız ama diş temizliğinde istediğiniz verimi halen alamıyor musunuz? O zaman doğru diş macununu kullanmıyor olabilirsiniz. Bu konudan mustarip olanlara önerim; Procter and Gamble’ın dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana olacak.
Yeni İpana 3D White PERFECTION diş macunu İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu. Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içerir. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekelerin %100’e kadarlık kısmını etkin biçimde çıkarıyor. Ben bu ürünü çok sevdim, satın almak isterim derseniz tıklayınız.

Tüm bu maddeleri eksiksiz yerine getirenler olarak bol bol gülümsemeyi hak ettik sanırım :)

P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım.  
http://www.agizbakimuzmani.com/

#ipanaperfection  #gülüşünügöster

İçerik Kaynak: http://www.e-gunlugum.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=RZ5ymuChrW0

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

27 Şubat 2016 Cumartesi

Evimizden karelerle devam!


Benim için evi yerleştirmenin en civcivli kısmı kitaplarımı seçip ayıklamaktı. Çok okuyan bir insanım ve ailemle yaşadığım evde her odada (annemlerin yatak odası ve koridor dahil) tavana kadar kitaplıklar var ve kitapların %80'i de benim... Tümünü yeni evime götürme imkanın yoktu maalesef, o yüzden akademik kitaplarımı çalışma odasında bulunan kitaplıkların kapasitesiyle sınırlı olarak, romanlarımı, tarih, müzik ve gezi kitaplarımı salonumuzda yer alan fotoğrafta gördüğünüz kitaplıkla sınırlı olarak seçmek ve kalanı annemlerin benden bir hatıra olarak (!) bırakmak durumunda kaldım. Bu sayede beni hiç özlemeyecekler:)))


İki koltuk arasında kalan köşeye zigonları koyup üzerine Tepe Home'dan bu cici mumluk ve fenerleri aldık. Evimizde çok sayıda ev formlu veya kuş detaylı aksesuar var, aksesuarlarda mümkün olduğunca bütünlük sağlamaya çalışıyorum.


Yatak odamızda içine saç maşalarımı ve düzleştiricimi koyduğum bu sepeti Evrimin nişan bohçasında kozmetiklerini koymak için satın almıştık. İçindeki yumoş ayılar takriben 28 yıllık, bebekken bir eline birini, diğerine diğerini alır emeklermiş:)


Bu kutuları İsviçre'den kesin dönüş yaparken cebimdeki son frankları bitirmek için tren garındaki süpermarketten almıştım. Şimdi dikiş makaralarını ve yedek düğmeleri saklamak için kullanacağım sanırım.


Belle and Boo'nun bu sevimli duvar sticker'ını iki sene evvel Almanya'da satın almıştım, beraberinde cam stickerlarını da aldım hatta. Bunu çalışma odamızda kapının yanında değerlendirdik, cam stickerlarını henüz kullanmadık ama sanırım onları da balkonumuzdaki cama yapıştıracağım.


Evimizin ilk çiçeği! Sevgililer gününde babam almış. Evde bolca saksı var, değişik çiçekler ve bonzailerle doldurmak istiyorum her yeri.


Evimizde ilk başbaşa yemeğimizi yine sevgililer gününde yedik. Yılbaşından sonra İsviçre'ye gidip gelmiştim, oradan aldığım gruyere ve emmantel peynirleriyle kendimize bol kalori bir fondü ziyafeti çektik:) Fondü caquelon'u ve pişirme setini Staub'dan aldık. Daha doğrusu Evrim bana yılbaşı hediyesi olarak almıştı. Sevgililer günü hediyesi olarak da klozet aldı. Evet yanlış okumadınız:) şu aralar elimize geçen her kuruşu evimize harcadığımızdan sevgililer gününü de evimizin ihtiyaçlarını gidermek için fırsat kapısı yaptık, Evrim banyodaki eski klozeti değiştirdi, ben de vazolar, mumluk ve fenerler gibi ince detayları hallettim. Bu sene de böyle valla, napalım:)