BLOGGER TEMPLATES AND TWITTER BACKGROUNDS

27 Ocak 2016 Çarşamba

Gülümsemeye dair şaşırtıcı gerçekler: Hangi gülümseme ne anlama geliyor?

Vücut dili kullanımının en belirgin özelliklerinden olan gülümsemenin farklı çeşitleri, altında farklı anlamlar barındırıyor. Tıpkı hissederek gülümsemenin ve mutlu olmadığımız halde gülümsemenin karşımızdaki kişiler tarafından hissedilebiliyor olması gibi, nasıl güldüğümüzün de karşımızdaki kişiler tarafından algılanış biçimi farklılıklar gösterebiliyor.

Dudakları kapatarak gülümsemek

Dudaklar kapalı şekilde gülümsemek, gülümsemenin en yaygın olarak kullanılan çeşitlerinden biri. Kolay yapılabiliyor olması, gülümsemek istemediğimiz ancak gülümsememiz gereken durumlarda karşı tarafa kibar ve nazik bir tepki vermeyi daha kolay hale getiriyor. Dudaklar kapalı olarak gülümsemek, çoğunlukla samimi algılanmayan bir gülümseme biçimi. Gerçekten hissederek gülümseyen kişilerden dişlerini göstererek gülümsemelerini bekliyoruz. Her ne kadar orta dereceli bir samimiyet belirtisi olarak algılansa da, karşımızdaki kişinin gülümserken dişlerinin beyazlığına güvenmiyor oluşunun ya da dişlerindeki problemleri gizlemek isteyişinin de dudaklarını sıkı şekilde kapatarak gülümsemeyi tercih etmesinin sebebi olduğunu da aklımızın bir köşesinde bulundurmakta fayda var.

Kendini beğenmiş gülümseme

Kendini beğenmiş ve odağın kendisinde olmasını isteyen insanların çoklukla kullandığı bu gülümseme çeşidinde, dudaklar genelde kapalı ve gülümseme sağa ya da sola çekilmiş olarak bulunuyor. Zaman zaman dudakların aralık olduğu ya da üst dudağın biraz daha kalkık tutulduğu durumlarda da gözlenebiliyor. Dudaklarla birlikte kaşlarda da bir tarafı kaldırmak gülümsemeyi tamamlayıcı olarak kullanılabiliyor.

Kendini beğenmiş şekilde gülümseyen insanların bir çoğu bulunduğu ortamda lider konumunda olmak isteyen ve odak noktası olmak isteyen kişiler. Kalabalık bir ortamda iletişim kurduğunuz kişilere bir süreliğine bu şekilde gülümsemeye devam ettiğinizde sizinle konuşurken çok daha dikkatli ve gergin olduklarını hissedebilirsiniz.

Yarım gülümseme

Kendini beğenmiş gülümsemeye oldukça benzeyen bu gülümseme türü, asimetrik bir görüntü yarattığı ve tam olarak ne yaptığınızın anlaşılmaması nedeniyle en karmaşık ve en farklı tepkiler alabileceğiniz gülümseme çeşidi. Kendine güven, utanma, ilgi, kızgınlık, dominantlık gibi birbirinden çok farklı duyguları yansıtabiliyor.

Ağız açık gülümseme

Ağız açık olarak gülümseme, dişlerin tamamının gösterildiği gülümseme çeşidinden farklı olarak, kahkaha atarken çekilmiş bir fotoğraf görüntüsünü andırır. Bu gülümseme de, şaşırtıcı şekilde çoğunlukla yapay ve samimiyetsiz bir imaj yansıtır. Her ne kadar yapay olsa da, bu şekilde gülümseyen kişiler çoğunlukla umursamaz, ben merkezci ve eğlenceli kişiler olarak tanımlanır. Özellikle fotoğraflarda fotojenik görünmenin en kolay yollarından biri, tüm dişleri göstermek ve ağzınızı olabildiğince açmak. Tabii ki öğle yemeğinde dişinizde maydanoz kalmadığından ve dişlerinizin yeterince beyaz olduğundan emin olduktan sonra:)

Bu içerik http://www.uplifers.com/ tarafından hazırlanmıştır. 

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

24 Ocak 2016 Pazar

Evimizden ilk kareler! 💜 salonumuz 💜


Evimizi yerleştirmeye başladım... Şu an her yer her yerde ama ufak ufak fotoğraflar çekip bu anları ölümsüzleştirmeyi ihmal etmiyorum. Evde olmadığım zamanlarda açıp açıp neyi nereye nasıl koymuştum diye bakıyorum:) bir kaç kare de buraya yükleyeyim, en azından post yapmış olayım diye düşündüm. Şu yoğun dönem geçsin, blogu sık sık güncellemek niyetindeyim inşallah. İlk olarak salonumuzdan birşeyler paylaşayım o zaman:)))









Evimizin gidişatını instagram'da #ekinleevriminevi ve #adimadimyuvamiz hashtag'lerinden takip edebilirsiniz! sevgiler:)






2 Ocak 2016 Cumartesi

Bizden haberler!

Uzun zamandır blogu güncelleme fırsatı bulamadım maalesef, daha önce de yazdığım üzere eylül ayından beridir araştırmalarım için Berlin'deyim ve ocak ortasına kadar da kalmaya devam edeceğim, ama arada ufak  bir İstanbul kaçamağım olabildi çok şükür. O kaçamakta da gelinliğimi aldım:) Ta-daaa!  Evleniyoruz artık:)

-Öncelikle kocaman bir maşallahınızı alayım sevgili gelin adayları!-

Berlin'e giderken nişanlanalı tam bir yıl olmuştu ve ben dönünce yavaş yavaş hazırlıklara başlarız, 2016 yazına da düğün yaparız diye konuşmuştuk. Ben yokken neler oldu, ailelerimiz neler konuştu, Evrim ne planlar yaptı bilemiyorum ama bir gün alışveriş merkezinde gezerken beni arayıp "aşkım şimdi telefonu hoparlöre aldım, ailelerimiz de yanımda, benimle 2 nisan'da .......'da evlenmek ister misin?" dedi! ""Ben "eee, kem, küm" demeye çalışırken "ya 26 Mart, ya da 2 Nisan olabiliyo" dedi, ben de "26 nisan olmaz ya, yeterliliğe girişimin yıldönümünde mi evlenicem" demiş bulundum ve 2 nisan'da .....'da evlenmeyi kabul etmiş sayıldım:) (Mekan adını ..... şeklinde vermeyi tercih ediyorum)
Sonrasında herşey ışık hızıyla gelişti.

Geçtiğimiz yaz annemle babamın odasına ek gardrop almak için ailecek Modoko'ya gitmiştik ve hep beraber mobilyacıları dolaşmıştık. Orada bilindik bir mağaza zincirinde Evrimle beraber birer yatak odası, koltuk takımı ve yemek odası takımı beğenip işte tam da öyle birşey istediğimize karar vermiştik. Yine Berlin'de, bir başka alışveriş merkezinde gezerken, yine Evrim'den bir telefon: "biz şimdi babamla  x mobilyadayız, şu kadar indirim yaptılar, biz bunları alıyoruz, sen koltukların rengine, kitaplıklara, sehpalara filan karar ver" dedi, ben uçarak eve gidip internet sitesinden kalan detayları seçtim ve voila! mobilyalarımız da aynı gün, tüm detaylarıyla sipariş verilmişti. Beyaz eşyaları seçtirmedi bile aceleci damadımız, istediğim özel bir model var mı diye sordu, sadece "çamaşır makinesi kurutmalı olsun" diyebildim ve yine aynı gün, kafasına göre aldı onları da:)

Eh, bir de ev tutmak lazımdı bize! Benim işim anadolu yakasında, Evrimin işi avrupa yakasında, şu an annemlerle oturduğumuz semte 10 dk mesafede başka bir semtte. Ben her gün işe gitmiyorum, genellikle evden çalışıyorum ama Evrimin her gün işe gitmesi gerekiyor maalesef, o yüzden hem o işe rahat gitsin, hem de annemlere yakın olalım diyerek aynı semtte kalmayı arzuluyorduk, ancak kiralar bizim bütçemizi birazcık aşıyordu maalesef. Ama bir yandan da etrafın yeşillik, sahilin yürüme mesafesi, lokasyon, annemlere yakınlığın muhtemel nimetleri gibi avantajlar düşünülünce bütçemizi zorlayalım dedik ve şans bir kez daha yüzümüze güldü, babamın bir arkadaşının müsait kiralık bir evi vardı ve içi de oldukça iyi durumdaydı. Annemle babam evi gördü, benim içi videolarını ve fotoğraflarını çektiler, ev zaten bizim daha önceden oturduğumuz bloklardaydı ve planını biliyordum, o yüzden uzun düşünmeme gerek kalmadı, görmeden evet dedim ve böylelikle evimiz de tutulmuş oldu:) Çok hızlıyızdır şekerim:)

İşte öyle bir gelin düşünün ki alt tarafı 3 aylığına yurt dışına gitmiş ve geldiğinde düğün mekanı hazır, mobilyaları alınmış, beyaz eşyaları alınmış, evi tutulmuş, evin gerekli tadilatı tamiratı yapılmış, iki kere temizlikçi girmiş, balayı ayarlanmış, ohh, böyle bir rahatlık yok:))) Bana da gelinlik seçmesi kalmıştı. Onu da 2 günlüğüne geldiğim İstanbul kaçamağımda ilk girdiğim gelinlikçide ilk denediğim gelinliğe aşık olarak hallediverdim:) Toplamda 10-12 tane filan gelinlik denemişimdir, ama sonradan denediğim hiçbir gelinlik o kadar üstüme oturmadı. Aldım gitti:) Ayakkabılar, duvak, çiçek, hepsi bir günde halloldu. Şu an tek eksiğim halılar ve perdeler, eh, mecbur dönüşümü bekliyorlar, 11 ocak olsun, o işi de bir günde çözerim ben:))