BLOGGER TEMPLATES AND TWITTER BACKGROUNDS

25 Nisan 2016 Pazartesi

Yeni Evlinin Mutfak Denemeleri #ekinmutfakta

Mutfak kariyerime başlarken kendime sürekli zor hedefler seçiyorum:) İnsan aldığı bütün çeyizleri tek tek denemek istiyor, benim de derdim Crate&Barrel'dan aldığım bu ekmek kalıbını kullanacak fırsatı yaratmaktı. Göz kararı ölçülerle, beyaz un ve yulaf kepeğini karıştırarak ekmek yaptım.


Ekmek yapımında deneyimli sayılırım, İsviçre'de okurken de sık sık kendi ekmeğimi evde kendim yapardım. O yüzden sonuç beni üzmedi, çok lezzetli bir ekmek çıktı ortaya, yarısını sıcakken krem peynir ve balla yedik, yarısını annemlere götürdük, babam ve kardeşim de bayıldı ekmeğe. Pofidik, yumuşacık, süt kokan bir ekmekti.


Cheesecake denemelerim de tüm hızıyla sürmekte! Şef Duygu Tuğcu'nun New York Cheesecake tarifini labnenin yarısını süzme peynir ile değiştirerek ve kremanın içine minik doğranmış muz karıştırarak uyguladım. Sonuç şahaneydi. Alman arkadaşlarım tarifini bile istedi.


Kitchen İn Red blogunun klasik çilekli yaz keki tarifini uyguladım. Yaptığım tek değişiklik beyaz un kullanmak yerine fındıklı kekunu kullanmak oldu. İlk başta kabuğunun çok sert -adeta acıbadem kurabiyesi gibi- olduğunu görünce yapamadım diye çok endişelendim. Ama özelliği buymuş, dışı kıtır, içi çileklerin suyunu çekmiş yumuşacık ve nemli bir kek desem değil, turta desem değil... çıkıyor ortaya, mutlaka deneyin derim. Tarifin güzel yanı içinde hiç yağ olmaması:)


Bir başka sefer Özgenin Oltası blogunun muzlu muffin tarifini denedim. Tarifte değişiklik olarak hiç şeker kullanmadım, ayrıca kalıpların kenarına birer ince çilek dilimi sıkıştırdım, kahvaltıda isviçre'den getirdiğim vanilyalı kestane püresi ile beraber yedik, çok ama çok lezzetliydi.


Bahsi geçen vanilyalı kestane kreması/püresi de bu arkadaş:) Bonne Maman ürünleri satan gurmemarketlerde ısrarla arayın, bulursanız kaçırmayın, yedikçe beni anın:)


Bir başka gün fırında sebzeli tavuk kalça yaptım. Tavuk kalçanın marinasyonu için internette bulduğum hardallı bir tarif kullandım. Ben ki tavuk hiç sevmem, yalana yalana yedim:) Yanındaki de kefir! Kefiri yemeklerin yanında ayran gibi tüketmeyi çok seviyoruz. Favorimiz Atatürk Orman Çiftliğinin kefiri.


Kahvaltıda pizza omlet denedim. Bu çok basit omleti yapmak için biraz kışlık domates konservesini azıcık kavrulmuş yeşil köy biberi ile beraber zeytinyağda pişirdim, biraz fokurdayınca tavaya sucuk dilimlerini düzgünce yerleştirdim, sucukların piştiğine kanaat getirince üzerine çırpılmış yumurtaları döktüm, baharatlarını (toz kırmızı biber, karabiber, nane, kekik ve tuz) ilave edip kapağını biraz kapattım, pişmesine yakın kapağı açıp dilimlenmiş mozarella peynirlerini yerleştirdim ve yine kapağı kapalı olarak peynirler eriyene kadar pişirdim. Voila! Evrim hayatında yediği en lezzetli omlet/yumurta olduğunu söyledi. 


Ben büyün bunları pişirirken Evrim Şef de boş durmadı, bir pazar akşamı bize güzel bir somon ziyafeti hazırladı. Somona en çok tatlı patates ve balkabağını yakıştırıyorum. Ve evet, iki kişi bir kilo somonu bitirebiliyoruz:) Dobişlik suç mu kardeşim:)))



Elimden geldiğince ve vaktim olduğunca cicili bicli sofralar kurmaya çalışıyorum. Bunları genelde instagram'da #ekinleevriminevi ve #ekininbalkonu hashtagleriyle paylaşıyorum.


Bu arada kendime türk kahvesini sevdirme çabalarım devam ediyor! evlendiğimden beri hiç granül kahve (nescafe) içmedim. Evde kahve makinamız olduğu için sıkıntı yok ama dışarda veya okuldaysam da ya sütlü filtre kahve, ya da türk kahvesi tüketmeye çalışıyorum. 


Bu postumu sevdiniz mi? Devamını çekip çekmemekte kararsızım, insanın yediğini içtiğini paylaşması ayıp bişeymiş gibi geliyor ama marifetlerimi de başka nasıl göstereceğim şekerim:))










1 yorum: